Journals / Ankara Üniversitesi İLEF Dergisi / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 2021 Özel Sayı: 2. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu, Süreklilikler ve Kesintiler: Kültürler, Pazarlar ve Siyaset

Noir Than Ever: Crime Drama as the Popular Genre in Turkish Streaming Services

Her Zamankinden Daha Karanlık: Yerli Dijital Platform Dizilerinde Popüler Tür olarak Suç Dramaları

Pages
127–148

Abstract

The article focuses on the original series of Turkish streaming services Blu TV and Puhu TV released between 2017 and 2020 in terms of genre, and aims to discover their differences from the traditional television series having highly conservative narratives. After identifying that the crime drama genre is primarily preferred by these services, the ideological approach of genre analysis is adopted to study four series which are Masum (Innocent), Bozkır (Steppe), Şahsiyet (Persona), and Dip (Base). It is found that all four of the series share a common pessimism in a social context which is created by representing the evil as omnipotent and all members of the society as more or less victims. In addition, depicting the status quo as unchangeable strengthens the emphasis on -no escape- in general. It is possible to criticize these narratives for normalizing dysfunctional legal system, and neutralizing the prospect for improvement. In conclusion, the article claims that what these new series offer are far from being progressive, despite the freedom of their medium.

Özet

Makale, yerli dijital platformlar Blu TV ve Puhu TV’nin 2017-2020 yılları arasında yayınladığı dizilerin türlerine odaklanarak, bu dizilerdeki anlatıların, fazlasıyla muhafazakâr olan geleneksel televizyon dizileri arasındaki farklılıklarını keşfetmeyi amaçlamaktadır. Suç draması türünün bu platformlarca sıklıkla tercih edildiği tespit edildikten sonra Masum, Bozkır, Şahsiyet ve Dip adlı diziler tür analizi yönteminin ideolojik yaklaşımı benimsenerek incelenmiştir. Seçilen dört dizinin toplumsal bağlamda benzer bir karamsarlığı paylaştığı görülmektedir. Buna gerekçe olarak ise kötüye sınırsız güç atfedilerek toplum üyelerinin her birinin az ya da çok kurban olarak temsil edilmesi gösterilebilir. Ayrıca statükonun değiştirilemez olarak tasvir edilmesi kaçışsızlığa yapılan vurguyu güçlendirmektedir. Bu nedenle söz konusu anlatıların işlevsiz hukuk sistemini normalleştirmeleri ve iyileşme beklentisini nötralize etmeleri nedeniyle eleştirilmesi mümkündür. Sonuç olarak makale, bu yeni dizilerin, mecralarının sunduğu özgürlüğe rağmen progresif anlatılar olmaktan uzak olduklarını iddia eder.