AI Summary & Key Takeaways
AI InsightResults: In the study, it was found that 95% of pregnant women had a negative attitude towards sexuality during pregnancy.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Aim: Sexual behavior during pregnancy may change due to religious beliefs. The purpose of this study is to examine the relationship between religiosity and sexuality during pregnancy Methods: This descriptive and correlational study was conducted with 201 pregnant women. Data were collected through the Participant Information Form, Münchner Motivational Religiosity Scale, and Attitude Scale Toward Sexuality During Pregnancy. Descriptive statistics, t test for pairwise independent group comparisons, Mann-Whitney U Test for pairwise independent group comparisons, Kruskal-Wallis H Test for three or more independent group comparisons, and Multiple Linear Regression analysis were used to determine the effects of variables. Results: In the study, it was found that 95% of pregnant women had a negative attitude towards sexuality during pregnancy. In the multiple regression model, it was found that frequency of sexual intercourse during pregnancy (β-coefficient=-0.242; p=0.001) and sexual attitude (β-coefficient=-0.216; p=0.002) negatively predicted religiosity and these variables explained 7.6% of the total variance. Conclusion: In the study, it was found that almost all of the pregnant women had negative attitudes towards sexuality and religiosity negatively affected the frequency of sexual intercourse and attitude towards sexuality. In line with these results, health professionals should examine sexuality during pregnancy by considering religious beliefs and keep in mind that the sexuality of more religious pregnant women may be more negatively affected. Since a healthy sexuality strengthens communication between spouses, increases harmony and commitment, it should be supported to be maintained throughout pregnancy, which covers a long period.
Özet
Amaç: Gebelik dönemindeki cinsel davranışlar dini inançlar nedeni ile değişeme uğrayabilmektedir. Bu araştırmada, gebelikte dindarlık ile cinsellik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan araştırma 201 gebe ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, katılımcı bilgi formu, Münchner Motivasyonel Dindarlık Ölçeği ve Gebelikte Cinselliğe Karşı Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ikili bağımsız grup karşılaştırmalarında t testi, ikili bağımsız grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U Testi, üç ve üzeri bağımsız grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H Testi ve değişkenlerin etkilerini belirlemek için Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada gebelerin %95’inin gebelikte cinselliğe karşı olumsuz tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Multiple regresyon modelinde; gebelikte cinsel ilişki sıklığı (β-coefficient=-0.242; p=0.001) ve cinsel tutumun (β-coefficient=-0.216; p=0.002) dindarlığı olumsuz olarak yordadığı ve bu değişkenlerin toplam varyansın %7.6’sını açıkladığı saptanmıştır. Sonuçlar: Araştırmada gebelerin tamamına yakınının cinselliğe karşı olumsuz tutuma sahip olduğu ve dindarlığın cinsel ilişki sıklığı ile cinselliğe karşı tutumu olumsuz etkilediği saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; sağlık profesyonellerinin, gebelikte cinselliği değerlendirirken dini inançları göz önüne alarak incelemesi ve bu durumun gebelerin cinselliğini olumsuz etkileyebileceğinin farkında olması önerilir. Sağlıklı bir cinsellik eşler arasındaki iletişimi güçlendirdiğinden, uyumu ve bağlılığı attırdığından dolayı uzun bir süreci kapsayan gebelik boyunca da sürdürülmesi desteklenmelidir.