AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFindings reveal that Türkiye’s energy cooperation with Russia particularly in natural gas supply, nuclear energy projects, and pipeline investments has moved beyond being a mere economic necessity to become a central element of its foreign policy strategy.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study analyzes the increasingly prominent Russia–NATO dilemma in Türkiye’s foreign policy within the context of the paradoxical interaction between energy supply and security relations. The main objective is to examine the impact of Türkiye’s energy dependence on its foreign policy orientations and the tensions it creates within security alliances. A qualitative research method was adopted, drawing on official reports, international energy statistics, academic literature, and policy documents. The analytical framework is based on neoclassical realism and the concept of strategic autonomy, through which the structural relationship between Türkiye’s energy security and security policies is evaluated. Findings reveal that Türkiye’s energy cooperation with Russia particularly in natural gas supply, nuclear energy projects, and pipeline investments has moved beyond being a mere economic necessity to become a central element of its foreign policy strategy. This deepening cooperation exerts a transformative influence on Türkiye’s position within NATO and its security commitments. The research demonstrates that Türkiye, while maintaining its ties with the Western alliance, uses its relations with Russia as a strategic maneuvering space, thereby constructing a complex, multi-layered, and sometimes contradictory balance between energy security and the security architecture.
Özet
Bu çalışma, Türkiye’nin dış politikasında giderek belirginleşen Rusya-NATO ikilemini, enerji tedariki ile güvenlik ilişkileri arasındaki paradoksal etkileşim bağlamında analiz etmektedir. Araştırmanın amacı, Türkiye’nin enerji bağımlılığının dış politika yönelimleri üzerindeki etkilerini ve bu durumun güvenlik ittifaklarıyla oluşturduğu gerilimleri incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, veri toplama sürecinde resmi raporlar, uluslararası enerji istatistikleri, akademik literatür ve politika belgeleri kullanılmıştır. Analiz çerçevesi olarak neoklasik realizm ve stratejik otonomi kavramı tercih edilmiş ve bu teorik zemin üzerinden Türkiye’nin enerji güvenliği ile güvenlik politikaları arasındaki yapısal ilişkiler değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye’nin Rusya ile enerji alanındaki iş birliğinin doğalgaz tedariki, nükleer enerji projeleri ve boru hattı yatırımları gibi yalnızca ekonomik bir gereklilik olmaktan çıkarak, dış politika stratejisinin merkezine yerleştiğini göstermektedir. İki ülke arasında giderek artan iş birliği, Türkiye’nin NATO içindeki pozisyonunu ve güvenlik yükümlülüklerini yeniden tanımlayan bir etki oluşturmaktadır. Araştırma, Türkiye’nin Batı ittifakı ile bağlarını korurken, Rusya ile ilişkilerini stratejik bir manevra alanı olarak kullandığını ve böylece enerji tedariki ile geleneksel güvenlik mimarisi arasında karmaşık, çok katmanlı ve zaman zaman çelişkili bir denge kurduğunu ortaya koymaktadır.