AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAlthough the neutrophil-to-lymphocyte ratio was independently associated with early treatment failure, its discriminatory ability was limited, indicating that it should not be used as a standalone predictor.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: Early treatment failure following initial tube thoracostomy remains a major clinical challenge in patients with first-episode primary spontaneous pneumothorax (PSP). This study aimed to identify clinical predictors of early treatment failure and evaluate its association with short-term clinical outcomes. Materials and Methods: This retrospective single-center study included 80 consecutive patients with first-episode PSP treated with initial tube thoracostomy between January 2014 and January 2026. Early treatment failure was defined as persistent air leak 48 hours after tube insertion despite a functioning drainage system. Demographic, laboratory, and radiological variables were analyzed using univariable and multivariable binary logistic regression. Receiver operating characteristic (ROC) analysis was performed for continuous variables. Results: Early treatment failure occurred in 39 patients (48.8%). In univariable analysis, blebs and/or bullae (OR 4.455, 95% CI 1.530–12.969; p=0.006) and residual pneumothorax on the first-day chest radiograph (OR 2.875, 95% CI 1.148–7.200; p=0.024) were significantly associated with early treatment failure. After multivariable adjustment, only the neutrophil-to-lymphocyte ratio remained independently associated (OR 2.201, 95% CI 1.088–4.452; p=0.028). Early treatment failure was associated with prolonged air leak, increased VATS requirement, longer chest tube duration, and longer hospital stay (all p<0.001). Conclusions: Early treatment failure after initial tube thoracostomy was associated with a more complicated shortterm clinical course. Although the neutrophil-to-lymphocyte ratio was independently associated with early treatment failure, its discriminatory ability was limited, indicating that it should not be used as a standalone predictor.
Özet
Amaç: İlk atak primer spontan pnömotorakslı (PSP) hastalarda tüp torakostomi sonrası gelişen erken tedavi başarısızlığı önemli bir klinik sorundur. Erken tedavi başarısızlığı açısından yüksek riskli hastaların belirlenmesi, klinik karar verme sürecini kolaylaştırabilir ve tedavi yönetimini optimize edebilir. Bu çalışmanın amacı, ilk atak PSP hastalarında tüp torakostomi sonrası gelişen erken tedavi başarısızlığının klinik belirleyicilerini belirlemek ve bunun kısa dönem klinik sonuçlarla ilişkisini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Bu retrospektif tek merkezli çalışmaya, Ocak 2014-Ocak 2026 tarihleri arasında ilk atak PSP nedeniyle tüp torakostomi uygulanan 80 hasta dahil edildi. Erken tedavi başarısızlığı, toraks tüpünün uygun pozisyonda ve çalışır durumda olmasına rağmen, tüp torakostomiden 48 saat sonra hava kaçağının devam etmesi olarak tanımlandı. Demografik, laboratuvar ve radyolojik değişkenler tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri ile değerlendirildi. Sürekli değişkenler için ROC analizi yapıldı. Bulgular: Erken tedavi başarısızlığı 39 hastada (%48,8) görüldü. Tek değişkenli analizde bleb ve/veya bül varlığı (OR: 4,455; %95 GA: 1,530-12,969; p=0,006) ile ilk gün akciğer grafisinde rezidü pnömotoraks bulunması (OR:2,875; %95 GA: 1,148-7,200; p=0,024) erken tedavi başarısızlığı ile anlamlı ilişkili bulundu. Çok değişkenli analizde ise yalnızca nötrofil/lenfosit oranı bağımsız belirleyici olarak saptandı (OR: 2,201; %95 GA: 1,088-4,452; p=0,028). Erken tedavi başarısızlığı; uzamış hava kaçağı, VATS gereksinimi, tüp torakostomi süresinin uzaması ve hastanede yatış süresinin artması ile ilişkili bulundu (tümü p<0,001). Sonuç: İlk atak PSP hastalarında erken tedavi başarısızlığı, kısa dönemde daha olumsuz klinik sonuçlarla ilişkilidir. Nötrofil/lenfosit oranı erken tedavi başarısızlığı ile bağımsız olarak ilişkili bulunmasına rağmen, tek başına kullanılabilecek yeterli ayırt edici performansa sahip değildir.