AI Summary & Key Takeaways
AI InsightSuch an approach is especially relevant for countries characterized by pronounced regional disparities.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study provides a comparative and critical review of major regional development theories through the lenses of globalization and innovation. Regional development is conceptualized as a multidimensional and territorially embedded process that extends beyond economic growth to include institutional capacity, human capital, governance structures, innovation capability, and spatial inequality. Since the 1970s, accelerating globalization has transformed the ways in which regions integrate into global production networks and value chains, making innovation a key mediating factor shaping regional competitiveness and adaptability. The paper examines growth pole theory, agglomeration and cluster approaches, endogenous growth and human capital theories, Krugman’s new economic geography, new regionalism, regional innovation systems and smart specialization approach within a unified analytical framework. While some of these approaches effectively explain spatial concentration, productivity gains, and competitiveness under globalization, they often underestimate issues related to social cohesion, institutional diversity, and uneven development. In particular, the highly abstract nature of new economic geography models limits their capacity to account for the social and institutional dimensions of regional development. The main finding of the study is that globalization and innovation do not produce automatic or uniform regional development outcomes. Instead, their effects are strongly mediated by regional institutional quality, innovation systems, and governance capacity. Accordingly, the paper argues that effective regional development policies should adopt a hybrid and region-based approach that balances competitiveness with inclusiveness and sustainability. Such an approach is especially relevant for countries characterized by pronounced regional disparities.
Özet
Bu çalışma, bölgesel kalkınma literatürünü küreselleşme ve inovasyon ekseninde ele alan teorik yaklaşımları karşılaştırmalı ve eleştirel bir perspektifle incelemektedir. Bölgesel kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme ile sınırlı olmayan; kurumsal kapasite, beşerî sermaye, yönetişim yapıları, yenilik üretme yeteneği ve mekânsal eşitsizlikler gibi çok boyutlu unsurları içeren bir süreçtir. 1970’lerden itibaren hız kazanan küreselleşme, bölgelerin küresel üretim ağları ve değer zincirleriyle bütünleşme biçimlerini dönüştürmüş; bu süreçte inovasyon, bölgelerin rekabet gücünü ve uyum kapasitesini belirleyen temel bir aracı değişken hâline gelmiştir. Çalışma, büyüme kutbu teorisi, yığılma ve küme teorileri, endojen büyüme ve beşerî sermaye yaklaşımları, Krugman’ın yeni ekonomik coğrafya modeli, yeni bölgecilik,bölgesel yenilik sistemleri ve akıllı uzmanlaşma yaklaşımlarını küreselleşme–inovasyon–bölgesel eşitsizlik ilişkisi çerçevesinde değerlendirmektedir. Bu teorilerin bazıları mekânsal yoğunlaşma ve verimlilik artışlarını açıklamada güçlü bir analitik çerçeve sunarken, sosyal dışlanma, kurumsal farklılıklar ve sürdürülebilirlik gibi boyutları sınırlı ölçüde ele almaktadır. Özellikle yeni ekonomik coğrafya yaklaşımlarının yüksek düzeyde soyutlamaya dayalı yapısı, bölgesel kalkınmanın toplumsal ve kurumsal yönlerini açıklamada yetersiz kalabilmektedir. Çalışmanın temel bulgusu, küreselleşme ve inovasyonun bölgesel kalkınma üzerinde otomatik ve homojen etkiler yaratmadığı; bu etkilerin büyük ölçüde bölgesel kurumsal kapasite, yenilik sistemleri ve yönetişim yapıları tarafından şekillendirildiğidir. Bu bağlamda, etkin bölgesel kalkınma politikalarının rekabetçilik ile mekânsal ve sosyal bütünleşmeyi birlikte gözeten, bölge temelli ve hibrit bir kuramsal yaklaşımı benimsemesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.