AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn doing so, it further contends that Foucault’s distance from psychoanalysis reflects not a theoretical deficiency, but an ontological commitment tied to what he formulates as an “ontology of ourselves.”
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article reassesses Judith Butler’s reading of Michel Foucault from the standpoint of the ontology of subjectivation. A dominant interpretation in the literature holds that Butler, particularly in her 1997 book, The Psychic Life of Power, completes the Foucauldian framework by extending it in a psychoanalytic direction. Yet Butler’s other book published in the same year, Excitable Speech, brings into view a different moment in her thought: the explanatory ground of subjectivation shifts from Foucault’s practice-based and depth-critical understanding of the subject toward a psychic-linguistic ontology structured by the conjunction of psychic attachment and linguistic vulnerability. By tracing Butler’s trajectory from her early Foucauldian convergence to the break that becomes explicit in 1997, this article argues that Butler’s intervention should be understood not as an explanatory expansion, but as an ontological reconfiguration. In doing so, it further contends that Foucault’s distance from psychoanalysis reflects not a theoretical deficiency, but an ontological commitment tied to what he formulates as an “ontology of ourselves.”
Özet
Bu makale, Judith Butler’ın Michel Foucault okumasını özneleşme ontolojisi bakımından yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Literatürde Butler’ın özellikle 1997 yılında yayınlanan İktidarın Psişik Yaşamı kitabıyla Foucaultcu çerçeveyi psikanalitik bir doğrultuda tamamladığı yönünde yaygın bir kabul bulunmaktadır. Ancak aynı yıl yayımlanan Galeyana Gelen Konuşma (Excitable Speech), Butler’ın düşüncesinde farklı bir momenti görünür kılar: Özneleşmenin açıklayıcı zemini, Foucault’nun pratik-temelli ve derinlik karşıtı özne anlayışından, psişik bağlanma ile dilsel etkilenebilirliği birleştiren psişik-dilsel bir ontolojiye doğru kayar. Bu çalışma, Butler’ın erken dönem Foucaultcu yakınsamasından 1997’de belirginleşen bu kırılmaya uzanan dönüşümü izleyerek, Butler’ın müdahalesinin açıklayıcı bir genişleme değil, ontolojik bir yeniden kuruluş olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda ayrıca Foucault’nun psikanalize mesafesinin kuramsal bir eksiklikten değil, “kendimizin ontolojisi” olarak formüle edilen pratik-temelli özne anlayışına bağlı ontolojik bir tercihten kaynaklandığı ileri sürülmektedir.