AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that Türkiye given its geostrategic position and logistics capacity, is strengthening its potential to become a key actor in global supply chains.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The ongoing global pandemic and geopolitical developments have accelerated the transformation of global supply chains, bringing to the forefront the importance of factors such as supply security and geographical diversification. In this process, logistics infrastructures and transport corridors have gained a critical role. Within this transformation, Türkiye, situated as a bridge between Asia and Europe, has emerged as a significant actor in global supply chains. This position has become more strategic within the Belt and Road Initiative, particularly through the Middle Corridor’s role in diversifying trade routes, reducing costs, and shortening transport times. The study analyses Türkiye’s potential to become a logistics hub by examining indicators such as customs procedures, service quality, digitalisation, economic contribution, and the Logistics Performance Index (LPI). Poland is included in the comparative analysis as a case country due to its location on the Asia–Europe corridor and the similarities it shares with Türkiye in terms of logistics infrastructure. The study is grounded in secondary data analysis and employs comparative evaluation methods. Data were collated from international sources, including the World Bank, OECD, UNCTAD, and Eurostat. The analysis used a combination of min–max normalisation and reverse normalisation techniques, alongside radar chart analysis. The findings indicate that Türkiye given its geostrategic position and logistics capacity, is strengthening its potential to become a key actor in global supply chains. Consolidating this potential with policies that support digitalisation and integration will further enhance the country’s role in international logistics.
Özet
Covid-19 pandemisi ve jeopolitik gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinde dönüşümü hızlandırmış; tedarik güvenliği ve coğrafi çeşitlilik gibi unsurların önemini ön plana çıkarmıştır. Bu süreçte lojistik altyapılar ve ulaştırma koridorları kritik bir rol kazanmıştır. Yaşanan dönüşüm süreciyle birlikte, Asya ile Avrupa arasında köprü konumunda bulunan Türkiye, küresel tedarik zincirlerinde öne çıkan aktörlerden biri hâline gelmiştir. Türkiye’nin bu konumu, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Koridor’un ticaret yollarını çeşitlendirme, maliyetleri düşürme ve ulaştırma sürelerini kısaltma işlevi sayesinde daha da stratejik bir önem kazanmıştır. Bu kapsamda çalışmada, Türkiye’nin lojistik merkez olma potansiyeli, gümrük süreçleri, hizmet kalitesi, dijitalleşme, ekonomik katkı ve Lojistik Performans Endeksi (LPI) gibi göstergeler üzerinden analiz edilmiştir. Asya-Avrupa hattındaki stratejik konumu ve lojistik altyapısında Türkiye ile benzer dinamiklere sahip olması nedeniyle Polonya, karşılaştırmalı incelemede örnek ülke olarak ele alınmıştır. Çalışma, ikincil veri analizi ve karşılaştırmalı değerlendirme yöntemlerine dayanmaktadır. Veriler Dünya Bankası, OECD, UNCTAD ve Eurostat gibi uluslararası kaynaklardan derlenmiş; min–max normalizasyonu ve ters normalizasyon teknikleri uygulanarak radar grafik analizi yapılmıştır. Bulgular, Türkiye’nin jeostratejik konumu ve lojistik kapasitesi sayesinde küresel tedarik zincirlerinde öne çıkan bir aktör olma potansiyelini güçlendirdiğini göstermektedir. Bu potansiyelin dijitalleşme ve entegrasyonu destekleyen politikalarla pekiştirilmesi, ülkenin uluslararası lojistikteki rolünü daha da belirginleştirecektir.