AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe original contribution of the study lies in conceptualizing Yugo-nostalgia not merely as a longing for the prosperity, security, and unity associated with socialist Yugoslavia, but as a multilayered practice of memory and reinterpretation operating in contact with earlier historical layers.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines Ivo Andrić’s (2000) Bosnia-set stories “Anika Yaşarken,” “Jepa Köprüsünde,” and “Irgat Siman” through the allegories of body, space, and labor in order to discuss the relationship between Yugo-nostalgia and the Ottoman-Turkish legacy. The study is grounded in the assumption that representations of body, space, and labor in these stories make visible not only the Yugoslav imagination of unity, but also the forms of plurality, permeability, and coexistence shaped by the Ottoman-Turkish heritage. In this framework, Anika’s body in “Anika Yaşarken” is read as an alle-gorical bearer of a plural order deteriorating in the course of history; the bridge in “Jepa Köprüsünde” as an allegorical bearer of historical continuity and shared space; and Siman’s labor in “Irgat Siman” as an alle-gorical bearer of inequality, exploitation, and deferred justice. The original contribution of the study lies in conceptualizing Yugo-nostalgia not merely as a longing for the prosperity, security, and unity associated with socialist Yugoslavia, but as a multilayered practice of memory and reinterpretation operating in contact with earlier historical layers.
Özet
Balkan edebiyatının en tanınmış yazarlarından biri olan İvo Andriç’in (2000) Bosna’da geçen “Anika Yaşarken”, “Jepa Köprüsünde” ve “Irgat Siman” adlı hikâyelerini beden, mekân ve emek alegorileri üzerinden inceleyen bu araştırma Yugo-nostalji ile Osmanlı-Türk mirası arasındaki ilişkiyi tartışmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın temel çıkış noktası söz konusu hikâyelerde beden, mekân ve emek alegorilerinin yalnızca Yugoslav birlik tahayyülünü değil aynı zamanda Osmanlı-Türk mirasının bıraktığı çoğulluk, geçirgenlik ve ortaklık biçimlerini de görünür kıldığı varsayımıdır. Araştırmada nitel araştırma desenine dayanan yorumbilgisel (hermeneutik) metin analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede, “Anika Yaşarken” hikâyesinde Anika’nın bedeni tarihsel süreç içinde bozulan çoğulluk düzeninin; “Jepa Köprüsünde” hikâyesinde geçen köprü tarihsel süreklilik ve müşterek mekân fikrinin; “Irgat Siman” hikâyesinde Siman’ın emeği ise eşitsizlik, sömürü ve ertelenmiş adaletin alegorik taşıyıcısı olarak okunmaktadır. Araştırmanın özgün katkısı Yugo-nostaljiyi yalnızca sosyalist Yugoslavya’nın refah, güvenlik ve birlik fikrine duyulan özlem olarak değil daha eski tarihsel katmanlarla temas hâlinde işleyen çok katmanlı bir hafıza ve yeniden okuma pratiği olarak kavramsallaştırmasından kaynaklanmaktadır.