AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe shift therefore appears less as a substitution than as a reconfiguration of Algerian students’ plurilingual repertoire.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Since 2022, Algeria has been reshaping its educational language policy through the strengthening of English and the redefinition of the place of French, a language historically present in scientific education, administration and social practices. Although this shift is often discussed at political and institutional levels, its effects on learners’ representations remain less explored. This study examines the representations and motivations of 78 Bachelor’s students at Larbi Ben M’Hidi University of Oum El Bouaghi towards English and French. The analytical framework combines language representations (Castellotti & Moore, 2002; Moore, 2001) and theories of L2 motivation, particularly Dörnyei’s L2 Motivational Self System (2009). The findings show that English dominates representations related to modernity, international openness and employability, whereas French retains perceived usefulness for current studies and identity anchoring. The shift therefore appears less as a substitution than as a reconfiguration of Algerian students’ plurilingual repertoire.
Özet
2022 yılından bu yana Cezayir eğitim dil politikasında İngilizcenin güçlenmesi ve Fransızcanın konumunun yeniden tanımlanmasıyla belirginleşen önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Söz konusu değişim genellikle siyasal ve kurumsal düzeyde tartışılsa da, bu sürecin öğrencilerin dilsel temsilleri ve öğrenme motivasyonları üzerindeki etkileri daha az incelenmiştir. Bu çalışma, Oum El Bouaghi Larbi Ben M’Hidi Üniversitesi’nde lisans düzeyinde öğrenim gören 78 öğrencinin İngilizce ve Fransızcaya ilişkin temsillerini ve motivasyonlarını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi, dilsel temsiller yaklaşımı ile ikinci dil motivasyon kuramlarını, özellikle Dörnyei’nin ikinci dilde motivasyonel benlik sistemi modelini bir araya getirmektedir. Bulgular, İngilizcenin modernlik, uluslararası açıklık ve istihdam edilebilirlik ile güçlü biçimde ilişkilendirildiğini; Fransızcanın ise mevcut üniversite çalışmaları için işlevsel değerini ve kimliksel bağlarını koruduğunu göstermektedir. Bu nedenle geçiş süreci, Fransızcanın İngilizce tarafından basitçe ikame edilmesinden çok, öğrencilerin çoğul dilli repertuarlarının yeniden düzenlenmesi olarak değerlendirilebilir.