AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThis study challenges the existing literature by demonstrating that hypoalbuminemia, traditionally considered a risk factor for anastomotic leakage, did not significantly impact leak rates in our large cohort of 270 cases.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Aim: Emergency small bowel resections are complex procedures performed under life-threatening conditions such as ischemia, perforation, or trauma. The decision between primary anastomosis and fecal diversion is critical, with anastomotic leakage posing a significant risk to patient outcomes. This study aims to evaluate the safety and feasibility of primary anastomosis in emergency small bowel resections and to identify potential predictors of leakage. Material and Methods: This retrospective cohort study was conducted at Ankara Etlik City Hospital, including patients aged ≥18 years who underwent emergency small bowel resection from January 2023 to December 2024. Elective cases and incomplete records were excluded. Primary outcomes included anastomotic leakage and 30-day mortality, while secondary outcomes assessed surgical approach, technique, and complications. Descriptive statistics, chi-square tests, and multivariate logistic regression were utilized for analysis. Results: A total of 270 patients (54.4% male, mean age 59.4 years) underwent emergency small bowel resection, with 95.9% undergoing open surgery. Stapled anastomoses were used in 72.2% of cases. The anastomotic leak rate was 5.9%, and 30-day mortality was notably high at 25.9%. Regression analysis identified no significant predictors of leakage, including age (p = 0.724), sex (p = 0.963), surgical technique (p = 0.634), or serum albumin levels (p = 0.580). Leak rates did not differ significantly between hypoalbuminemic and non-hypoalbuminemic patients (p = 0.999). Conclusion: Primary anastomosis in emergency small bowel resections is safe and feasible, with a 5.9% leak rate comparable to existing literature. Hypoalbuminemia and anastomosis technique did not significantly impact leak risk, suggesting both stapled and hand-sewn methods are effective. This study challenges the existing literature by demonstrating that hypoalbuminemia, traditionally considered a risk factor for anastomotic leakage, did not significantly impact leak rates in our large cohort of 270 cases.
Özet
Amaç: Acil ince barsak rezeksiyonları, iskemi, perforasyon veya travma gibi hayati tehlike arz eden durumlarda gerçekleştirilen karmaşık prosedürlerdir. Primer anastomoz ve fekal diversiyon arasında karar vermek çok önemlidir, çünkü anastomoz kaçağı hasta sonuçları için önemli bir risk oluşturur. Bu çalışma, acil ince barsak rezeksiyonlarında primer anastomozun güvenliğini ve uygulanabilirliğini değerlendirmek ve kaçağın potansiyel belirleyicilerini tanımlamak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve yöntem: Bu retrospektif kohort çalışması, Ocak 2023'ten Aralık 2024'e kadar Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde acil ince barsak rezeksiyonu geçiren 18 yaş ve üzeri hastalar arasında gerçekleştirilmiştir. Elektif vakalar ve eksik kayıtlar çalışma dışında tutulmuştur. Birincil sonuçlar anastomoz kaçağı ve 30 günlük mortaliteyi içerirken, ikincil sonuçlar cerrahi yaklaşım, teknik ve komplikasyonları değerlendirmiştir. Analiz için tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testleri ve çok değişkenli lojistik regresyon kullanılmıştır. Sonuçlar: Toplam 270 hasta (%54,4'ü erkek, ortalama yaş 59,4) acil ince barsak rezeksiyonu geçirdi ve bunların %95,9'u açık cerrahi uygulandı. Vakaların %72,2'sinde stapler anastomoz kullanıldı. Anastomoz kaçağı oranı %5,9 idi ve 30 günlük mortalite %25,9'du. Regresyon analizi, yaş (p = 0,724), cinsiyet (p = 0,963), cerrahi teknik (p = 0,634) veya serum albümin düzeyleri (p = 0,580) dahil olmak üzere kaçağın önemli belirleyicilerini tespit etmemiştir. Sızıntı oranları, hipoalbüminemik ve hipoalbüminemik olmayan hastalar arasında önemli bir fark göstermedi (p = 0,999). Tartışma: Acil ince barsak rezeksiyonlarında primer anastomoz, mevcut literatürle karşılaştırılabilir %5,9'luk sızıntı oranı ile güvenli ve uygulanabilir bir yöntemdir. Hipoalbuminemi ve anastomoz tekniği kaçak riskini önemli ölçüde etkilememiştir, bu da hem stapler hem de elle anastomoz yöntemlerinin etkili olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, geleneksel olarak anastomoz kaçağı için bir risk faktörü olarak kabul edilen hipoalbumineminin, 270 vakadan oluşan geniş kohortumuzda kaçak oranlarını önemli ölçüde etkilemediğini göstermiştir.