AI Summary & Key Takeaways
AI InsightInteractions in the cooperative have demonstrated the need to adopt an approach that focuses on competencies and creativity of individuals with special needs.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Women's co-operatives are a model of organization supported by international organizations, as they provide social, economic and psychological empowerment for entrepreneurial women. However, existing studies show that care work and work-family conflict obscure women's cooperatives. This article uses autoethnography to interpret field experiences and observations from a project conducted at Tomurcuk Cooperative, a women's cooperative established and run by mothers of individuals with special needs in Istanbul. Interactions based on subject-subject dialogue in a women's cooperative that operates according to the social cooperative model, prioritizing the education and social integration of individuals with special needs, demonstrate the potential of cooperatives as an alternative to patriarchal capitalism. Tomurcuk Cooperative does not operate for profit maximization with a capitalist logic, and the need to spread care labor served as a catalyst in the establishment and functioning of the cooperative. Furthermore, in this article, the dialogical knowledge based on the principles of self-reflexivity and positionality is against the epistemological perspective that objectifies individuals with special needs as individuals with poor social interaction, retarded cognitive development and in need of education. Based on a social cooperative model, it prioritizes their social integration and creates a space for the transformation of social prejudices against these individuals. It is a prerequisite for the elimination of discrimination and thus their social integration. Interactions in the cooperative have demonstrated the need to adopt an approach that focuses on competencies and creativity of individuals with special needs.
Özet
Öz: Girişimci kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik güçlenmesini sağlayan kadın kooperatifleri uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen bir örgütlenme modelidir. Ancak mevcut çalışmalar bakım emeğinin ve iş-aile rol sıkışmasının kadın kooperatifleşmesi önünde engel teşkil ettiğini göstermektedir. Bu makalede İstanbul’da down sendromlu ve otizmli özel gereksinimli bireylerin anneleri tarafından kurulup işletilen bir kadın kooperatifi olan Tomurcuk Kooperatifi’nde yürütülen proje kapsamındaki alan deneyimleri ve gözlemler otoetnografi yöntemi kullanılarak yorumlanmaktadır. Özel gereksinimli bireylerin eğitimini ve topluma entegrasyonunu önceleyerek sosyal kooperatifçilik modeline göre işleyen bir kadın kooperatifinde özne-özne diyaloğuna dayalı etkileşimler, kooperatiflerin patriyarkal kapitalizme alternatif bir model oluşturma potansiyelini göstermektedir. Tomurcuk Kooperatifi, kapitalist bir mantıkla kar maksimizasyonu ilkesine göre faaliyet gösteren bir işletme değildir ve kooperatifin kuruluş sürecinde ve işleyişinde bakım emeğini yayma ihtiyacı katalizör görevi görmüştür. Ayrıca kooperatif alanında yürütülen sanat ve oyun etkinlikleri ve diğer faaliyetler sırasındaki etkileşimlere ilişkin özdüşünümsellik ve konumsallık ilkelerinden yola çıkarak üretilen diyalojik bilgi, özel gereksinimli bireyleri sosyal etkileşimi zayıf, bilişsel gelişimi geri ve eğitilmesi gereken bireyler olarak tektipleştiren ve nesneleştiren epistemolojik yaklaşıma karşı çıkmaktadır. Sosyal kooperatifçilik modeline uygun olarak özel gereksinimli bireylerin toplumla bütünleşmesini önceleyen kooperatif, bu bireylere ilişkin toplumsal ön yargıların dönüşmesi için bir alan yaratmaktadır. Ön yargıların dönüşmesi karşılaşılan ayrımcılıkları ortadan kaldırmanın ve dolayısıyla bireylerin toplumsal entegrasyonunun ön koşuludur. Proje kapsamında kooperatif alanında yürütülen faaliyetler sırasındaki etkileşimler, özel gereksinimli bireylerin yetkinlik ve yaratıcılıklarına odaklanan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini göstermiştir.