AI Summary & Key Takeaways
AI InsightDue to the patient’s overall clinical status and absence of neurological or cardiopulmonary compromise, conservative management was chosen.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Abstract Introduction: Sternal fractures are typically associated with high-energy trauma, while spontaneous occurrences are rare and often overlooked. Multiple myeloma (MM), a hematologic malignancy characterized by plasma cell proliferation and lytic bone destruction, increases the risk of pathological fractures, even in flat bones such as the sternum. Case Report: A male patient in his 50s with an 8-year history of MM and prior autologous stem cell transplantation presented with scapulothoracic pain radiating anteriorly. He denied any history of trauma. Laboratory findings were unremarkable. Retrospective evaluation of serial chest computed tomography (CT) scans revealed no abnormalities in December 2023. However, subsequent scans from March and April 2024 demonstrated progressive sternal lysis and a displaced fracture. Due to the patient’s overall clinical status and absence of neurological or cardiopulmonary compromise, conservative management was chosen. Conclusion: This case underscores the importance of considering spontaneous pathological fractures in MM patients, particularly when new chest pain arises without trauma. Early recognition through imaging is crucial to prevent misdiagnosis, avoid unnecessary interventions, and guide appropriate management strategies.
Özet
Özet Giriş: Sternal kırıklar genellikle yüksek enerjili travmalara bağlı gelişir; spontan sternal kırıklar ise oldukça nadirdir ve sıklıkla gözden kaçırılır. Plazma hücre malignitesi olan Multipl Miyelom (MM), litik kemik lezyonlarına neden olarak patolojik kırık riskini artırır. Bu durum, düz kemikler olan sternum gibi bölgelerde de spontan kırıklara zemin hazırlayabilir. Olgu Sunumu: Yaklaşık 8 yıldır MM tanısıyla takip edilen ve daha önce otolog kök hücre nakli yapılan 50’li yaşlarında erkek hasta, skapulotorasik bölgede başlayan ve öne doğru yayılan ağrı şikayetiyle başvurdu. Herhangi bir travma öyküsü bulunmamaktaydı. Laboratuvar bulguları normal sınırlardaydı. Aralık 2023 tarihli toraks BT’sinde sternumda herhangi bir patoloji izlenmezken; Mart ve Nisan 2024 tarihli takip görüntülemelerinde ilerleyici sternum lizisi ve deplase kırık saptandı. Nörolojik ya da kardiyopulmoner komplikasyon olmaması ve genel klinik durumun stabil olması nedeniyle hasta konservatif olarak takip edildi. Sonuç: Bu olgu, MM’ye bağlı litik lezyonların sternum gibi düz kemiklerde spontan kırıklara neden olabileceğini ortaya koymaktadır. MM tanılı ve yeni başlayan göğüs ağrısı olan hastalarda travma öyküsü olmasa dahi patolojik kırık olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesi ve gereksiz girişimlerden kaçınılması açısından kritik öneme sahiptir.