AI Summary & Key Takeaways
AI InsightBu nedenle kâr yerine insanı ön planda tutan bir “insan ekonomisi” geliştirilmesine katkıda bulunmak, kitabın yazılmasının önemli motivasyonlarından biri olarak karşımıza çıkar.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Transhümanizmle ilgili bir çalışma yaparken, yazarın aklına gelen sorularla bir konferans bildirisi olarak başlayan ve kitaba evrilen Dijital Kapitalizmin Ruhu, antropoloji, sosyoloji, iktisat ve iletişim gibi farklı bilim dallarının kesiştiği bir noktada bulunur. Kendisi de turizm ekonomisi, kapitalizm, teknokültür, transhümanizm gibi konular üzerinde çalışan yazar Jenny Huberman, dijital kapitalizmle ortaya çıkan ideolojik dönüşümleri araştırır ve dijital teknolojilerin yeni sermaye birikim ve tahakküm biçimlerini nasıl mümkün kıldığını soruşturur. Bu soruşturmayı yaparken yazarın biraz öfkeli olduğunu söylemek mümkün. Kitabın Covid-19 pandemisi döneminde yazılmasının bu öfkeyi ve karamsar bakışı körüklediği söylenebilir. Zaten Huberman’ın kendisi de bu eleştirel ve öfkeli tavrının farkında olduğunu söyler bizlere henüz kitaba başlamadan. Özellikle eşit olmayan sermaye dağılımının yarattığı sorunların ve küresel krizlerin bilim ve teknoloji kullanılarak çözülebilme olasılığının göz ardı edilmesi Huberman’ı tetikleyen ana noktalardan biri. Bu nedenle kâr yerine insanı ön planda tutan bir “insan ekonomisi” geliştirilmesine katkıda bulunmak, kitabın yazılmasının önemli motivasyonlarından biri olarak karşımıza çıkar.
Özet
Transhümanizmle ilgili bir çalışma yaparken, yazarın aklına gelen sorularla bir konferans bildirisi olarak başlayan ve kitaba evrilen Dijital Kapitalizmin Ruhu, antropoloji, sosyoloji, iktisat ve iletişim gibi farklı bilim dallarının kesiştiği bir noktada bulunur. Kendisi de turizm ekonomisi, kapitalizm, teknokültür, transhümanizm gibi konular üzerinde çalışan yazar Jenny Huberman, dijital kapitalizmle ortaya çıkan ideolojik dönüşümleri araştırır ve dijital teknolojilerin yeni sermaye birikim ve tahakküm biçimlerini nasıl mümkün kıldığını soruşturur. Bu soruşturmayı yaparken yazarın biraz öfkeli olduğunu söylemek mümkün. Kitabın Covid-19 pandemisi döneminde yazılmasının bu öfkeyi ve karamsar bakışı körüklediği söylenebilir. Zaten Huberman’ın kendisi de bu eleştirel ve öfkeli tavrının farkında olduğunu söyler bizlere henüz kitaba başlamadan. Özellikle eşit olmayan sermaye dağılımının yarattığı sorunların ve küresel krizlerin bilim ve teknoloji kullanılarak çözülebilme olasılığının göz ardı edilmesi Huberman’ı tetikleyen ana noktalardan biri. Bu nedenle kâr yerine insanı ön planda tutan bir “insan ekonomisi” geliştirilmesine katkıda bulunmak, kitabın yazılmasının önemli motivasyonlarından biri olarak karşımıza çıkar.