AI Summary & Key Takeaways
AI InsightExamining this cycle through the concepts of auditory familiarity, auditory regime, and circulation regime, the study draws on advertisements, news items, and interviews rather than film texts.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article traces the localization practices applied to Arab films screened in Istanbul between 1937 and 1952 through the era’s periodicals. The banning of traditional Turkish music on radio broadcasts in Turkey in 1934 significantly altered listening habits. Listeners began tuning into Arab radio stations, primarily Cairo-based stations, with which they felt an affinity, leading to the wider recognition of singers such as Umm Kulthum and Mohamed Abdel Wahab in Turkey. The article approaches sound and music not as direct evidence of a shared musical tradition, but as indicators that reveal an auditory familiarity constructed over time. Many Arab films were musically localized during their theatrical run. This not only made the films easier to follow, but also shortened running times through newly composed Turkish music. As a result, exhibitors could manage programming and costs more easily. The dataset consists of 144 films screened in Turkey between 1937 and 1952, identified from newspaper advertisements through a systematic survey of the era’s periodicals. Examining this cycle through the concepts of auditory familiarity, auditory regime, and circulation regime, the study draws on advertisements, news items, and interviews rather than film texts.
Özet
Bu makale, 1937-1952 yılları arasında İstanbul’da gösterilen Arap filmlerine uygulanan yerelleştirme pratiklerini süreli yayınlar üzerinden izlemektedir. 1934’te Türkiye’de radyo yayınlarında Türk musikisinin yasaklanması, dinleme alışkanlıklarını önemli şekilde değiştirmiştir. Dinleyiciler, yakınlık kurdukları başta Kahire olmak üzere Arap radyolarını dinleme başlamış, bu durum Ümmü Gülsüm ve Muhammed Abdülvehab gibi şarkıcıların Türkiye’de tanınmasını sağlamıştır. Makalede ses ve müzik, doğrudan bir ortaklık kanıtı olarak değil, tarihsel süreçte inşa edilmiş işitsel aşinalığı görünür kılan göstergeler olarak ele alınmaktadır. Gösterime girdikleri dönemde Arap filmlerinin önemli bir kısmının müzikleri yerelleştirilmiştir. Böylece hem anlaşılabilirlik arttırılmış hem de yeni besteler sayesinde filmlerin süresi kısaltılmıştır. Böylece gösterimlerdeki seans planlaması ve maliyet yönetimi kolaylaştırılmıştır. Veri seti, süreli yayın taraması sonucu gazete ilanlarından tespit edilen 1937 ila 1952 yılları arasında gösterime giren 144 filmden oluşmaktadır. Arap filmleri dönemini, işitsel aşinalık, işitsel rejim ve dolaşım rejimi kavramlarıyla ele alan bu çalışma, film metinlerinden ziyade, ilan, haber ve röportaj söylemine dayanmaktadır.