AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThis study is significant in showing how opinion leaders from different sociocultural backgrounds represent Türkiye’s mediation role differently in the media.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
During the 2026 Iran War, Türkiye took on a prominent regional role through the diplomacy it conducted between the warring parties. This study examines how opinion leaders in Western and Arab/Gulf media represented that mediation. The corpus consists of fifteen expert commentaries, read through critical discourse analysis. Drawing on van Dijk’s socio-cognitive approach and Fairclough’s three dimensional model, the analysis works through six discursive strategies: naming, actor representation, presupposition, modality, polarization, and metaphor. Both groups of commentators attribute active diplomatic agency to Türkiye, but they weight that agency differently. In the Arab/Gulf texts, Türkiye appears as a central actor that seizes the opportunities the conflict opens up, and its legitimacy is grounded in cultural and historical references, above all its Ottoman past and its standing in the Muslim world. The Western texts describe a more constrained actor with limited room for maneuver, one largely carried along by events it does not control. This study is significant in showing how opinion leaders from different sociocultural backgrounds represent Türkiye’s mediation role differently in the media.
Özet
Türkiye, 2026 İran Savaşı boyunca taraflar arasında yürüttüğü yoğun diplomasiyle bölgenin öne çıkan aktörlerinden biri olmuştur. Bu araştırma, Türkiye’nin arabuluculuk rolünün Batı ve Arap/Körfez merkezli medyada, kanaat önderleri tarafından nasıl temsil edildiğini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. On beş uzman analizinden oluşan örneklem, van Dijk’in sosyo-bilişsel yaklaşımı ile Fairclough’un üç boyutlu modelinden hareketle adlandırma, aktör temsili, ön varsayım, kiplik, kutuplaşma ve metafor olmak üzere altı söylemsel strateji üzerinden eleştirel söylem analiziyle çözümlenmiştir. Bulgulara göre her iki eksen de Türkiye’ye etken bir diplomatik faillik tanımaktadır. Ancak yüklenen değer belirgin şekilde farklılaşmaktadır. Arap/Körfez medyasında uzman analizleri Türkiye’yi fırsatı değerlendiren, merkezde duran bir güç olarak sunmaktadır. Meşruiyetini Osmanlı mirası ile Müslüman dünyadaki konumu gibi kültürel ve tarihsel temellere dayandırmaktadır. Batı’da ise Türkiye olaylara sürüklenen, hareket alanı sınırlı bir aktör olarak sunulmaktadır. Araştırma, farklı sosyokültürel arka plandaki kanaat önderlerinin Türkiye’nin arabuluculuk rolünü medyada farklı biçimlerde temsil ettiğini göstermesi bakımından önemlidir.