AI Summary & Key Takeaways
AI InsightBu nedenle transfüzyon zincirinde görev alan tüm sağlık çalışanlarına yönelik düzenli hizmet içi eğitimlerin planlanması faydalı olabilir.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu hayat kurtarıcı bir tedavi seçeneği olmakla birlikte olası riskler taşımaktadır. Transfüzyon ilişkili istenmeyen reaksiyonlar hafif şiddetten ölüme kadar değişen ciddiyet derecelerinde görülebilmektedir. Çalışmamızda hastanemizin ilk 2 yılında transfüzyona bağlı istenmeyen reaksiyonları değerlendirmeyi hedefledik. Çalışmamızda 1 Ocak 2023-31 Aralık 2024 arasında Etlik Şehir Hastanesi’de uygulanan tüm kan ve kan ürünleri transfüzyonları ile ilişkili istenmeyen reaksiyonlar retrospektif olarak incelendi. Çalışmayı kapsayan iki yıllık sürede hastanemizde toplam 158998 ünite kan ve kan ürünü transfüze edildi. Hastanemiz Hemovijilans Birimi’nde kayıt altına alınan dijital veriler ve dosya verileri retrospektif olarak incelenerek çalışmaya 258 hastada gelişen toplam 265 transfüzyon reaksiyonu dahil edildi. Transfüzyon reaksiyonu gelişen hastaların %54,3’ü kadın, %45,7’si erkek idi. En sık bildirilen transfüzyon reaksiyonları sırasıyla hafif allerjik reaksiyon (%57.3) ve febril non hemolitik transfüzyon reaksiyonu (%23.7) idi. Çalışmamızda elde edilen veriler, hem transfüzyon reaksiyonu türü hem de reaksiyon görülen kan ürünleri açısından literatür ile uyumlu idi. Transfüzyon ilişkili istenmeyen reaksiyonların hafif şiddetten hayatı tehdit edici düzeye varan geniş bir spektrumda görülebileceği ve bu reaksiyonların tüm kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuna bağlı gelişebileceği göz önünde bulundurulması gereken bir gerçektir . Bu reaksiyonların doğru şekilde tanımlanması, uygun yönetilmesi ve bildirilmesi için Hemovijilans farkındalığının artırılması gereklidir. Bu nedenle transfüzyon zincirinde görev alan tüm sağlık çalışanlarına yönelik düzenli hizmet içi eğitimlerin planlanması faydalı olabilir.
Özet
Giriş ve Amaç: Kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu hayat kurtarıcı bir tedavi seçeneği olmakla birlikte olası riskler taşımaktadır. Transfüzyon ilişkili istenmeyen reaksiyonlar hafif şiddetten ölüme kadar değişen ciddiyet derecelerinde görülebilmektedir. Çalışmamızda hastanemizin ilk 2 yılında transfüzyona bağlı istenmeyen reaksiyonları değerlendirmeyi hedefledik. Materyal ve Metod: Çalışmamızda1 Ocak 2023-31 Aralık 2024 arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi’de uygulanan tüm kan ve kan ürünleri transfüzyonları ile ilişkili istenmeyen reaksiyonlar retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmayı kapsayan iki yıllık sürede hastanemizde toplam 158998 ünite kan ve kan ürünü transfüze edildi. Hastanemiz Hemovijilans Birimi’nde kayıt altına alınan dijital veriler ve dosya verileri retrospektif olarak incelenerek çalışmaya 258 hastada gelişen toplam 265 transfüzyon reaksiyonu dahil edildi. Transfüzyon reaksiyonu gelişen hastaların %54,3’ü kadın, %45,7’si erkek idi. En sık bildirilen transfüzyon reaksiyonları sırasıyla hafif allerjik reaksiyon (%57.3) ve febril non hemolitik transfüzyon reaksiyonu (%23.7) idi. Tartışma ve Sonuç: Transfüzyon ilişkili istenmeyen reaksiyonların tüm kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuna bağlı gelişebileceği göz önünde bulundurulması gereken bir gerçektir. Bu reaksiyonların doğru şekilde tanımlanması, uygun yönetilmesi ve bildirilmesi için Hemovijilans farkındalığının artırılması gereklidir. Bu nedenle transfüzyon zincirinde görev alan tüm sağlık çalışanlarına yönelik düzenli hizmet içi eğitimlerin planlanması faydalı olabilir.