Journals / Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi / 2026 / Cilt: 15 Sayı: 2

Blood Transfusion from Lamb to Human in Ottoman Türkiye

Osmanlı Türkiyesinde Kuzudan İnsana Kan Nakli

Pages
772–776
Publication Date
2025-05-30
🏛️Bibliographic metadata and full text access for this article are provided via DergiPark.
DergiPark Record ↗
✨

AI Summary & Key Takeaways

AI Insight
⚡ TL;DR(Too Long; Didn't Read)

The blood transfusions in the book can be considered as tissue transplants and the symptoms observed after lamb blood transfusions indicate moderate allergic-pyrogenic reactions.

📌 3 Key Takeaways

🎯
Objective & Hypothesis:Although there are many studies on the historical development of human-to-human blood transfusion in our country, it is accepted that this process started in 1921.
📊
Key Findings & Data:However, the stages of blood transfusion in world history date back to the 1600s, with animal-to-human transfusions.
💡
Conclusion & Impact:The blood transfusions in the book can be considered as tissue transplants and the symptoms observed after lamb blood transfusions indicate moderate allergic-pyrogenic reactions.
🔬Design:Olgu Sunumu
📍Scope:Comprehensive Sample
⚙️Variables:Kan · Transfüzyon · İnsan

Abstract

Although there are many studies on the historical development of human-to-human blood transfusion in our country, it is accepted that this process started in 1921. However, the stages of blood transfusion in world history date back to the 1600s, with animal-to-human transfusions. The first successful human-to-human blood transfusion was performed in 1818. In our country, the first of these stages is presented as animal-to-human blood transfusion by Dr. Girerd's medical memoirs dated 1881. Dr. Girerd, starting on February 22, 1878, performed lamb blood transfusions on two wounded soldiers and a bleeding puerperal woman, and presented them in his memoirs. This memoir, translated from French into Turkish, is presented here. The first wounded soldier in this article, Osman H., was treated for his wounds in Pleven and recovered with blood transfusions and surgical interventions during the long-term recovery process. However, he suddenly died on March 10. The second wounded soldier examined, Ahmet Abdullah, was treated for gunshot wounds and scurvy and underwent a recovery process by giving blood from a lamb. The patient had an arm amputation successfully performed a month later. The third case is a 22-year-old postpartum woman. She was in critical condition due to excessive bleeding after a miscarriage and was treated with ether injection and transfusion and brought back to life. The blood transfusions in the book can be considered as tissue transplants and the symptoms observed after lamb blood transfusions indicate moderate allergic-pyrogenic reactions.

Özet

Ülkemizde insandan insana kan naklinin tarihi gelişimi üzerine birçok çalışma bulunmakla birlikte bu sürecin 1921 yılında başladığı kabul edilmektedir. Ancak dünya tarihinde kan naklinin aşamaları 1600’lü yıllara, hayvandan insana nakillere dayanmaktadır. İlk başarılı insandan insana kan nakli ise 1818 yılında yapılmıştır. Bizde ise bu aşamalardan ilki, hayvandan insana kan nakline dair olgular takdimine Dr. Girerd’in 1881 tarihli tıbbi hatıratında rastlanmaktadır. Dr. Girerd 22 Şubat 1878’de başlayarak arka arkaya, iki yaralı asker ve 1 kanamalı lohusa kadına kuzudan kan nakli yapmış ve bunları hatıratında sunmuştur. Fransızca’dan Türkçe’ye aktarılan bu hatırat burada sunulmuştur. Bu makalede yer alan birinci yaralı asker Osman H., Plevne’deki yaraları nedeniyle tedaviye alınmış, uzun süreli iyileşme sürecinde kan transfüzyonu ve cerrahi müdahalelerle toparlanmıştır. Ancak, 10 Mart’ta aniden hayatını kaybetmiştir. İncelenen ikinci yaralı asker ise Ahmet Abdullah, ateşli silah yaralanması ve skorbüt nedeniyle tedavi edilmiş, kuzudan kan verilerek iyileşme süreci geçirmiştir. Üçüncü olgu ise 22 yaşındaki lohusa kadındır. Düşük sonrası aşırı kanama nedeniyle kritik durumda iken, eter enjeksiyonu ve transfüzyonla tedavi edilip hayata döndürülmüştür. Kitapta yer alan kan transfüzyonları, doku nakli olarak kabul edilebilir ve kuzu kanı transfüzyonları sonrası gözlemlenen semptomlar ise orta şiddette allerjik-pirojenik reaksiyonları işaret eder.

🔖

Cite This Article

Demirtaş, M. M. (2025). Blood Transfusion from Lamb to Human in Ottoman Türkiye. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi, Cilt: 15 Sayı: 2, 772–776. https://doi.org/10.31020/mutftd.1646108

📄 Full Text PDF Viewer

📄

PDF görüntüleyici hazırlanıyor...

References (8)

  1. Atamer T. Kan Transfüzyonu Tarihçesi 2009; 35.Ulusal Hematoloji Kongresi Kitapçığı, 148-154 http://www.thd.org.tr/thdData/Books/399/kan-transfuzyonunun-tarihcesi-tanju-atamer.pdf.
  2. Göksoy E. Ord.Prof.Dr. A. Burhaneddin Toker: Türk Cerrahisine Katkıları. Ulusal Cer Derg 2005;21(2):102-111.
  3. Girerd L. Souvenirs cliniques de chirurgie: pour faire suite aux Mémoires de médecine, tome II. Paris, Bureau du Siècle Médical, 1881, pp:1-13; www.gallica.bnf.fr, Bibliotheque Nationale de France.
  4. Dzik S. James Blundell, Obstetrical Hemorrhage and the Origins of Transfusion Medicine. Transfusion Medicine Reviews 2018;32(4):205-212.
  5. Yıldırım N. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin ilk Hastanelerinden Beylerbeyi Hastanesi 1877-1919. Yılmaz C, editör. Uluslararası Üsküdar Sempozyumu V, Bildiriler Kitabı Cilt I, Üsküdar Belediyesi,1-5 Kasım 2007, pp:419-436.
  6. Sezer C, Metin Ö. Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin Balkan Savaşlarında Muhacirlere Yardımları. Türk Kızılayı yayını, Ankara-2016, pp:19.
  7. Okutan MY. Osmanlı-Türkiye Hilal-i Ahmer Dergilerinin Analitik İncelemesi (1921-1928). İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilin Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul-1998, pp:37,83.
  8. Revue d’Orient et de Hongrie gazetesi, Budapeşte, 25 Aralık 1894, no:451, pp:407.