AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIt argues that while both regimes rely heavily on executive discretion for the termination of the regime and look-and-see mechanisms to facilitate voluntary returns, they diverge significantly on long-term solutions: the EU is adopting a dual-track approach offering both integration and voluntary return as potential options, whereas Türkiye, so far, remains focused on voluntary return but has not developed a comprehensive exit strategy.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The protection of approximately 4.3 million Ukrainians in the European Union (EU) and 2.3 million Syrians in Türkiye constitutes the two most significant applications of temporary protection today. Both regimes have reached a critical juncture where the focus is shifting from admission and reception to the formulation of exit strategies. While the EU has extended temporary protection until March 2027, Türkiye’s regime is entering its fifteenth year following the regime change in Syria in late 2024. This article compares the emerging exit strategies from temporary protection in these two jurisdictions. It argues that while both regimes rely heavily on executive discretion for the termination of the regime and look-and-see mechanisms to facilitate voluntary returns, they diverge significantly on long-term solutions: the EU is adopting a dual-track approach offering both integration and voluntary return as potential options, whereas Türkiye, so far, remains focused on voluntary return but has not developed a comprehensive exit strategy.
Özet
Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği’ndeki yaklaşık 4.3 milyon Ukrayna vatandaşının ve Türkiye’de ise 2.3 milyon Suriye vatandaşının geçici koruma statüsü ile korunması, günümüzde geçici korumanın en önemli iki uygulamasını teşkil etmektedir. Her iki örnekte de geçici korumanın sona erdirilmesine ilişkin politikaların geliştirilmesi önem arz etmektedir. AB geçici koruma rejimini Mart 2027’ye kadar uzatırken, Türkiye’nin geçici koruma rejimi, 2024 sonlarında Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından on beşinci yılına girmektedir. Bu makale, AB ve Türkiye’de hem hukuki metinlerde hem de politika belgelerinde yer bulan ‘geçici korumadan çıkış stratejilerini’ karşılaştırmalı olarak incelemektedir. İnceleme konusu her iki rejim de statünün sona erdirilmesinde idarenin takdir yetkisini tanımakta ve gönüllü geri dönüş süreçlerinde ‘bak ve gör’ ziyaretlerini önemli bir araç olarak kullanmaktadır. Bununla birlikte, kalıcı çözümler noktasında iki sistem arasında belirgin bir ayrım gözlemlenmektedir: AB, entegrasyon ve gönüllü geri dönüşü benimseyen çift yönlü bir geçiş çerçevesi öngörürken; Türkiye, şu ana kadar gönüllü geri dönüşü teşvik etmiş ancak kapsamlı bir geçici korumadan çıkış stratejisi açıklamamıştır.