AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn Türkiye, biennial mammography screening is recommended for women aged 40- 69.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: Breast cancer is the most common type of cancer among women, with increasing incidence and mortality, especially in developing countries. Screening programs aim to detect the disease before symptoms appear. In Türkiye, biennial mammography screening is recommended for women aged 40- 69. This study aims to evaluate the status of breast cancer screening services received from primary care physicians by patients diagnosed with and treated for breast cancer. Material and Methods: The study, planned in a cross-sectional analytical design, was conducted at the Medical Oncology clinic of Izmir Katip Çelebi University Atatürk Training and Research Hospital on female patients between the ages of 40-70 who had completed breast cancer treatments. Data collection was conducted from June to August 2020. Data were gathered using a 35-item form that inquired about patients' sociodemographic characteristics and breast cancer screening experiences. Statistical analyses were performed using SPSS 16. Results: The study included 225 women, of whom 47.1% had received a recommendation for a mammogram before diagnosis. There was no statistically significant relationship between sociodemographic characteristics and lifestyle habits and receiving a screening recommendation. Women who were contacted by their primary care physicians, asked about family history of breast cancer, received clinical breast exams, or were taught self-breast examination were more likely to have received a mammography recommendation before diagnosis. Logistic regression analysis indicated that women with a university-level education or higher were less likely to receive a mammography recommendation. Conclusion: Cancer screenings are evidence-based practices that positively impact patients' lifespan and quality of life. Primary care physicians play a crucial role in cancer screenings. To achieve the goals of cancer screening programs, it is essential to maintain consistent policies and enhance the knowledge and awareness of healthcare workers.
Özet
Amaç: Meme kanseri, kadınlar arasında en yaygın kanser türü olup, özellikle gelişmekte olan ülkelerde insidans ve mortalitesi artmaktadır. Tarama programları, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce hastalığı tespit etmeyi amaçlar. Türkiye'de 40-69 yaş arası kadınlar için iki yılda bir mamografi taraması önerilmektedir. Bu çalışmanın amacı, meme kanseri tanısı almış ve tedavileri tamamlanmış hastaların, tanı öncesinde aile hekimlerinden kanser taraması hizmeti alma durumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel analitik desende planlanan çalışma, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji kliniğinde, 40-70 yaş arası meme kanseri tedavileri tamamlanmış kadın hastalar üzerinde yürütüldü. Veri toplama süreci Haziran-Ağustos 2020'de gerçekleştirildi. Veriler, hastaların sosyodemografik özellikleri ve meme kanseri taramalarıyla ilgili bilgi içeren 35 soruluk bir form kullanılarak toplandı. İstatistiksel analizler SPSS 16 programı ile yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 225 kadın dâhil edildi ve bunların %47,1'ine tanı konulmadan önce mamografi çekilmesi önerildiği görüldü. Hastaların sosyodemografik özellikleri ve yaşam tarzı alışkanlıkları ile tarama önerisi almaları arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmadı. Birinci basamak hekimleri tarafından iletişime geçilen, ailede meme kanseri öyküsü sorgulanan, klinik meme muayenesi yapılan veya kendi kendine meme muayenesi öğretilen kadınların tanıdan önce mamografi önerisi alma oranı daha yüksekti. Lojistik regresyon analizinde, üniversite ve daha yüksek eğitim düzeyine sahip kadınların birinci basamakta daha az oranda mamografi çektirme önerisi aldığı bulundu. Sonuç: Kanser taramaları, hastaların yaşam süresi ve kalitesine olumlu etkisi olan uygulamalardır. Birinci basamak hekimleri, kanser taramaları konusunda önemli bir role sahiptir. Kanser tarama programlarının hedeflerine ulaşabilmesi için istikrarlı bir politika sürdürülmesi ve sağlık çalışanlarının bilgi ve farkındalıklarının artırılması büyük önem taşımaktadır.