AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe evaluated panels may provide complementary value to clinical assessment; however, prospective, multicenter validation and determination of threshold values are required for clinical implementation.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Traumatic pericarditis most commonly develops during the course of traumatic reticuloperitonitis and is associated with an increased oxidative burden; however, the diagnostic contribution of oxidative biomarkers remains unclear. In this study, the oxidative stress profile and dynamic thiol–disulfide homeostasis were evaluated in cattle with traumatic pericarditis. Comparisons between the pericarditis and control groups were performed within the same sex, and sex-related differences were additionally investigated within the pericarditis subgroup. A total of 100 cattle were included in the pericarditis and control group comparisons. Serum malondialdehyde (MDA), reduced glutathione (GSH), total and native thiol (TT, NT), and disulfide (Ds) levels were measured spectrophotometrically, and Ds/TT, Ds/NT, and NT/TT ratios were calculated. Within the same sex, MDA levels were higher in the pericarditis group than in controls in both females (P<0.01) and males (P<0.05). GSH levels were lower in males with pericarditis (P<0.001), whereas no significant difference was detected in females (P>0.05). TT and NT decreased in the pericarditis group in both sexes (females: TT P<0.01, NT P<0.05; males: both P<0.0001). No significant change in Ds was observed in within-sex comparisons between pericarditis and control groups; however, in the sex comparison within the pericarditis subgroup, Ds levels were higher in females (P<0.01). In the traumatic pericarditis group, ratio biomarkers differed significantly between sexes: Ds/TT and Ds/NT were higher in females than in males, whereas the NT/TT ratio was higher in males (P<0.01). These findings suggest that pericarditis is accompanied by increased lipid peroxidation and a reduction in the antioxidant/thiol pool, and that impairment in thiol–disulfide balance exhibits a sex-specific pattern. The evaluated panels may provide complementary value to clinical assessment; however, prospective, multicenter validation and determination of threshold values are required for clinical implementation.
Özet
Travmatik perikarditis, çoğunlukla retikuloperitonitis travmatikayı izleyen süreçte gelişir ve artmış oksidatif yükle ilişkilidir; ancak tanıda oksidatif biyobelirteçlerin katkısı net değildir. Bu çalışmada, travmatik perikarditisli sığırlarda oksidatif stres profili ile dinamik tiyol–disülfid dengesi değerlendirilmiştir. Aynı cinsiyet içinde perikarditis ve kontrol grubu karşılaştırmaları yapılmış ve perikarditis alt grubunda dişi-erkek farkları ayrıca incelenmiştir. Perikarditis ve kontrol grupları karşılaştırmalarında toplam 100 sığır incelenmiştir. Serum malondialdehit (MDA), redükte glutatyon (GSH), toplam ve natif tiyol (TT, NT) ile disülfid (Ds) spektrofotometrik olarak ölçülmüş; Ds/TT, Ds/NT ve NT/TT oranları hesaplanmıştır. Aynı cinsiyet içinde, perikarditis varlığında MDA düzeyleri kontrol grubuna kıyasla her iki cinsiyette yüksek bulunmuştur (dişi P<0,01; erkek P<0,05). GSH düzeyleri perikarditisli erkeklerde düşük bulunmuştur (P<0,001), dişilerde ise anlamlı farklılık saptanmamıştır (P>0,05). TT ve NT her iki cinsiyette de perikarditisli grupta azalmıştır (dişide TT için P<0,01, NT için P<0,05; erkekte her ikisi için P<0,0001). Cinsiyet içi perikarditis ve kontrol grubu karşılaştırmalarında Ds’de anlamlı değişim saptanmamış; buna karşılık perikarditis alt grubunda dişi–erkek karşılaştırmasında Ds düzeyi dişilerde daha yüksek bulunmuştur (P<0,01). Perikarditis (TP) grubunda, cinsiyetler arası karşılaştırmada oran belirteçleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir: Ds/TT ve Ds/NT değerleri dişilerde erkeklere kıyasla daha yüksek, NT/TT oranı ise erkeklerde daha yüksek bulunmuştur (P<0,01). Bulgular, perikarditisin artmış lipid peroksidasyonu ve antioksidan/tiyol havuzunda daralma ile seyrettiğini ve tiyol-disülfid dengesindeki bozulmanın cinsiyete özgü bir patern sergilediğini düşündürmektedir. Değerlendirilen paneller klinik değerlendirmeye tamamlayıcı katkı sağlayabilir; ancak klinik kullanım için prospektif, çok merkezli doğrulama ve eşik değerlerinin belirlenmesi gereklidir.