AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAccordingly, the relationship between modern society and death is characterized by a paradoxical coexistence of invisibility and renewed visibility.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The place of death in modern society has long been discussed within the framework of denial and invisibility theses. With the process of modernization, death has been argued to have gradually withdrawn from everyday life and been transferred to professional settings such as hospitals and healthcare institutions, leading to the medicalization and institutionalization of the experience of death. However, recent studies in the sociology of death suggest that modern societies do not suppress death entirely; rather, they make it visible in new ways through media, popular culture, and digital communication technologies. This article aims to examine the transformation of death in modern society through the dimensions of medicalization, digital visibility, and discursive recontextualization. Adopting a qualitative research design, the study employs Norman Fairclough’s three-dimensional model of critical discourse analysis. Within this framework, eleven texts published between July 2025 and March 2026, addressing death in modern society from different perspectives, were analyzed at the levels of text, discursive practice, and social practice. The findings demonstrate that death is not merely a phenomenon that has been medicalized and removed from the public sphere, but is also continuously reconstructed through digital platforms, media discourses, and cultural narratives, acquiring new layers of meaning. The study argues that death in modern society should be understood as a multilayered social experience that is constantly reinterpreted through institutional arrangements, cultural narratives, and digital communication environments. Accordingly, the relationship between modern society and death is characterized by a paradoxical coexistence of invisibility and renewed visibility.
Özet
Modern toplumda ölümün konumu uzun süre inkâr ve görünmezleşme tezleri çerçevesinde tartışılmıştır. Özellikle modernleşme süreciyle birlikte ölümün gündelik yaşamdan çekilerek hastane ve sağlık kurumları gibi profesyonel alanlara devredildiği, böylece ölüm deneyiminin tıbbileştiği ve kurumsallaştığı ileri sürülmüştür. Bununla birlikte son dönem ölüm sosyolojisi çalışmaları, modern toplumların ölümü bütünüyle bastırmadığını, medya, popüler kültür ve dijital iletişim teknolojileri aracılığıyla onu yeni biçimlerde yeniden görünür kıldığını göstermektedir. Bu makale, modern toplumda ölümün geçirdiği dönüşümü tıbbileşme, dijital görünürleşme ve söylemsel yeniden anlamlandırma eksenlerinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı benimsenerek Norman Fairclough’un üç boyutlu eleştirel söylem analizi çerçevesinde yürütülmüştür. Bu kapsamda Temmuz 2025-Mart 2026 tarihleri arasında yayımlanan ve modern toplumda ölüm olgusunu farklı yönleriyle ele alan on bir içerik; metin, söylemsel pratik ve toplumsal pratik boyutlarında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ölümün yalnızca tıbbileştirilen ve kamusal alandan uzaklaştırılan bir olgu olmadığı, aynı zamanda dijital platformlar, medya söylemleri ve kültürel anlatılar aracılığıyla yeniden dolaşıma sokularak farklı anlam katmanları kazandığı belirlenmiştir. Çalışma, modern toplumda ölümün bastırılan bir gerçeklikten ziyade kurumsal düzenlemeler, kültürel anlatılar ve dijital iletişim ortamları içinde sürekli yeniden üretilen çok katmanlı bir toplumsal deneyim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede modern toplumun ölümle kurduğu ilişkinin görünmezleşme ile yeniden görünürleşmenin eş zamanlı olarak işlediği paradoksal bir yapı sergilediği ileri sürülmektedir.