AI Summary & Key Takeaways
AI InsightWhile Imām al-Māturīdī argues that man directs his actions by his own will an d is therefore morally responsible, Ibn Ḥazm maintains that human acts occur only by God’s tawfīq (divine facilitation) and assistance.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Ibn Ḥazm’s approach, his position is compared with that of Abū Manṣūr al-Māturīdī, a prominent representative of Ahl al-Sunnah. The research first presents Ibn Ḥazm’s analysis, definition, and classification of istiṭāʿah, and then contrasts these with Imām al-Māturīdī’s views. In this comparison, both points of agreement and disagreement between the two scholars are highlighted along with their respective evidences. In conducting this study, the relevant works of Ibn Ḥazm and al-Māturīdī were examined, with particular focus on Ibn Ḥazm’s al-Fiṣal fī al-Milal wa’l-Ahwāʾ wa’l-Niḥal—where he deals with the subject in detail—and Imām al-Māturīdī’s Kitāb al-Tawḥīd. The Jabriyya held that humans have no power in producing their actions, as the act entirely belongs to God, and that man is merely the locus of divine acts. In contrast, theologians from other schools argued that man performs his actions with a power granted by God, and is therefore responsible for them. This latter view, which became the main subject of dispute among the schools, led to further debate: is istiṭāʿah granted before the act, or only concurrent with it? The point of contention between Ibn Ḥazm and Imām al-Māturīdī lies in the notion of istiṭāʿah that is given simultaneously with the act. Both scholars agree that this capacity is essential for the occurrence of human actions. But what is the function of will in the realization of human deeds? Do humans act through free choice, or according to a predetermined decree? Before answering these questions, both scholars undertake a detailed analysis of istiṭāʿah. While Imām al-Māturīdī argues that man directs his actions by his own will an d is therefore morally responsible, Ibn Ḥazm maintains that human acts occur only by God’s tawfīq (divine facilitation) and assistance.
Özet
Öz: Bu araştırmada Zahiriyye mezhebinin imamı Davut ez-Zahirî’den sonra mezhebin teorisyenlerinden İbn Hazm’ın insanın kaderi meselesinin anlaşılmasında önemli bir rol oynayan istitâate dair görüşünü ve bu kavramı nasıl tahlil ettiğini tespit ettikten sonra onun bu kavram hakkındaki görüşünü Ehl-i sünnetten Ebu Mansur el-Mâtürîdî’nin istitâat hakkındaki görüşüyle bir mukayesede bulunulmuştur. Araştırmada öncelikle İbn Hazm’ın istitâat kavramının tahlili, tanımı ve çeşitlerini nasıl tespit ettiğini ortaya koyduktan sonra onun bu görüşleri İmam Mâtürîdî’nin istitâat hakkındaki görüşleriyle mukayese edilmiştir. Mukayesede her iki âlimin ittifak ettikleri ve ayrıldıkları hususlar delilleriyle sunulmuştur. Bu araştırmayı yapılırken İbn Hazm ve İmam Mâtürîdî’nin konuyla ilgili eserleri tarandıktan sonra İbn Hazm’ın konuyu teferruatıyla ele alan eseri el-Fasl fi’l-mileli ve’l-ehvâi ve’n-nihal ile İmam Mâtürîdî’nin Kitabü’t-Tevhid’i esas alınmıştır. Cebriyye, nsanın fiillerini meydana getirmede herhangi bir kuvvete sahip olmadığını, fiilin tamamıyla Allah'a ait olduğunu; insanın sadece ilahi fiillere konu olduğunu söyler. Buna mukabil diğer ekollerdeki kelam âlimleri Allah’ın verdiği bir kuvvetle insanın kendi fiillerini yaptığını, bundan dolayı insanın yaptıklarından mesul olduğunu söylemişlerdir. Mezhepler arasında tartışma konusu olan bu ikinci görüştür. Bu ikinci görüşü savunanlar, istitâatin fiilden önce mi, yoksa fiil esnasında mı insana verildiği konusunda tartışmışlardır. İmam Mâtürîdî ile İbn Hazm arasında ihtilaf konusu olan istitâat, fiille beraber insana verilen istitâattır. Her iki âlimin de fiilin meydana gelmesi için bu istitâati esas kabul ettikleri tespit edilmiştir. İnsan fiilinin meydana gelmesinde iradenin fonksiyonu nedir? İnsan eylemlerini özgür bir iradeyle mi yoksa daha önce belirlenmiş bir takdirle mi yapmaktadır? Her iki âlim de bu soruları cevaplamadan önce istitâat konusunu teferruatıyla ele almaktadırlar. İmam Mâtürîdî insanın iradesiyle fiillerine yön verdiğini ve bundan dolayı da yaptıklarından mesul olduğunu iddia ederken İbn Hazm insan fiillerinin Allah'ın tevfîki ve maunetiyle meydana geldiğini düşünmektedir.