Dergiler / FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi / 2018 / Cilt: 13 - Sayı: 26

İNSANIN KENDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMESİNDE ADALET KAVRAMI

THE CONCEPT OF JUSTİCE IN THE SELF REALİZATİON OF HUMAN

Sayfa
391–410
DOI
—

Özet

İnsanların günlük yaşamlarında sürekli olarak haklarının kullanılmasıyla ilgili durumlarla karşı karşıya gelmeleri, adalet kavramının sıklıkla sorgulanmasına neden olur. Pratik yönü bakımından ilgi alanına giren ve üzerinde kafa yorulan adalet kavramını aynı zamanda teorik çerçevede değerlendirmek, bu kavramın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Çünkü adaletin varlıkla, toplumla, insanla dolayısıyla kültürel yapılarla ilişkisi vardır. Bu denli girift olan adaletin kavramının ne olduğunu belirlemek oldukça güç olmakla beraber, insanlığın varoluşunu şekillendirmede ve anlamlandırmada rehberlik görevi üstlendiği dile getirilebilir. Ancak paradoksal bir şekilde rehber edinilen bu kavramın içeriği mutlak bir anlamda belirli değildir. Onun içeriği sürekli olarak yeniden ve yeniden ortaya konmaya çalışılır. Adaletin ne olduğunun anlaşılmasına dair yapılacak bir araştırmada, bahsedilen belirsizliği aşabilmek için toplumların düşünce yapılarını yansıtan ürünlere bakmanın faydalı olacağı düşüncesinden hareketle, elinizdeki çalışmada kültürel simgelerden yola çıkılarak adaletle ilgili fikirler ele alınacaktır. Bu bağlamda adalet kavramının içeriğinin belirlenmesi yolculuğunun aslında insanın kendisini anlamlandırmasıyla koşut olduğu açıklanmaya çalışılacaktır.

Abstract

Problems that occur in people's use of their rights in their lives led to the concept of justice to be frequently questioned. It will also provide a better understanding to be able to evaluate the concept of justice, which is discussed in practical terms, theoretically. The concept of justice has a relation with being, society, people and hence cultural structures. Even though it is really difficult to determine what the concept of justice is, it can paradoxically be said that humanity has the task of guiding and shaping existence. The reason for this contradictory situation is the desire to realize human existence either directly in connection with nature or in the field of abstract values. In this context, it is suggested that opinions based on feelings or intellect have been put forward to explain what justice is. In fact, these philosophical approaches are based on opinions in which aspects human beings should exist. In this study, these views will be given as much as possible. Based on the diversity of ideas, it will be shown that human being effectively defines the content of concepts and that he/she is an active entity that makes law. In this context, the parallelism of the journey of determining the content of the concept of justice will be discussed and emphasized primarily in the context of various myths, then on the philosophical views expressed in relation to justice in the context of emotion and reason.

Anahtar kelimeler: Yasa, Adalet, İnsan, Akıl, Duygu