Dergiler / Hitit ilahiyat dergisi / 2020 / Cilt: 19 Sayı: 2
Japonya’ya Müslüman Göçü
- Sayfa
- 733–757
- DOI
- —
Özet
Japonya ile Müslümanların karşılaşması 19. yüzyılın sonlarına denk gelmektedir. Tokugawa döneminde yaklaşık 250 yıl boyunca kendini dünyanın büyük bir kısmına kapatan Japonya, 1853 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin etkisiyle dünyaya kapılarını açmış ve dünyanın birçok ülkesi ile iletişim kurmaya başlamıştır. Müslümanlar ve İslam dünyasıyla karşılaşması da bu dönemin ardından olmuştur. Japonya'ya ilk gelen Müslümanların ticaret gemileriyle gelen tüccarlar olduğu düşünülmektedir. Böylece, Müslümanların Japonya'ya yolculuğu, 19. yüzyılın sonlarına doğru Hintli Müslüman tüccarlarla başlamıştır. 1905 Rus-Japon savaşından sonra Japonya'ya sığınan Türk-Tatar Müslümanlar, Japonya'daki ikinci önemli Müslüman göçmen grubudurlar. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Hintli ve Türk-Tatar Müslümanlar ya anavatanlarına dönmüş ya da başka ülkelere göç etmişler ve göç açısından durağan bir döneme girilmiştir. Savaşı takip eden yıllarda iş ve eğitim gibi bazı amaçlar ile yapılan bireysel ziyaretler dışında Müslüman ülkelerden önemli bir göç faaliyeti yaşanmamıştır. Üçüncü göç dalgası, 1970'lerden sonra Japonya'nın ekonomik açıdan hızla geliştiği ve yabancı iş gücü göçünün başladığı döneme denk gelmektedir. Bu dönemi takiben Endonezya, Pakistan, Bangladeş ve İran gibi ülkelerden daha iyi çalışma koşulları ve maaş arayan birçok kimse kendilerini Japonya'da bulmuştur. Onları, yoğunlukla çalışmak ve okumak amaçlı gelen Endonezyalı ve Malezyalı Müslüman stajyerler takip etmektedir. Günümüz Japonya’sındaki Müslüman sayısı, son dönemde iş veya eğitim sebebiyle ülkeye kısa bir süreliğine gelen göçmenler, 1970’ler sonrası çalışmak için gelmiş, ülkeye yerleşmiş, aile kurmuş ve ikinci nesilleri yetiştirmeye başlayan yerleşik göçmenler ve Japon Müslümanlar da dâhil olmak üzere tahminen 150.000 kişi civarındadır. Bu sayının% 10'u Japon Müslümanlar, geri kalanı ise göçmen olarak kabul edilmektedir. Çağdaş Japon toplumunda göçmen Müslümanlar ayrımcılıktan uzak bir yaşam sürmekte ve sayıları gün geçtikçe artan cami, mescit, İslami kuruluşlar ve helal yemek hizmetleri ile dini ihtiyaçlarını karşılamada önemli sorunlar yaşamamaktadır. Öte yandan, toplumun kalıcı üyeleri olarak kabul görmede birtakım problemler ile karşılaşmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı Japonya'ya Müslüman göçü tarihini gözden geçirmek ve Japonya'daki göçmenlerin mevcut durumunu incelemektir. Bunun için, 2016 Eylül - 2017 Aralık ile 2019 Şubat ve 2020 Ocak dönemleri arasında toplam 2 buçuk yıl Tokyo’da sürdürülen kütüphane ve saha çalışmasında toplanılan literatür ve gözlem verilerine başvurulacaktır. Japonya'ya Müslüman göçü tarihi bir asırdan fazla bir süre önce başlamasına rağmen, göçmen Müslümanların Japon toplumunun kalıcı bir parçası olarak kabul edilmekte hala güçlükler yaşadığı görülmektedir. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, istikrarsız göç dalgalarıdır. Göçmenlerin İkinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında anavatanlarına dönmeleri veya başka ülkelere göç etmeleri sebebiyle, Japonya'da 80'li yıllara kadar sabit bir Müslüman nüfus oluşmamıştır. İlk camiler ve eğitim merkezleri uzun zaman önce kurulmasına rağmen Japonya'daki Müslümanların sayısı ancak 70'li yıllardaki göç dalgasından sonra istikrarlı bir şekilde artmaya başlamıştır. İkincisi ise, Japon toplumu, bir yabancının Japoncayı yeterince öğrenmesinin mümkün olmayacağı ve Japon toplumsal hayatına ve kurallarına uyum sağlayamayacağı düşüncesiyle asla bir Japon gibi yaşayamayacağı kanısında olup yabancıları misafir olarak görme alışkanlığına sahiptir. Bu yüzden de, göçmen bir Müslüman Japonya’da ne kadar uzun yaşamış olursa olsun, bir işi ve ailesi de olsa bile, toplum tarafından geçici ve misafir olarak görülebilmektedir. Bu durum göçmen bir kimsenin başarılı bir şekilde sosyalleşmesinin ve topluma aidiyet hissetmesinin önünde bir engel oluşturmaktadır. Ancak, göçmenlerin ülkedeki kalış süreleri uzadıkça ve dile hakimiyetleri arttıkça Japon toplumuna olan uyumları da artmaya başlamakta, ev sahipleri ile gittikçe daha anlamlı ilişkiler kurmakta ve Japonya’daki yaşamlarından memnuniyetleri artmaktadır.
Abstract
The encounter between Muslims and Japan coincides with the end of the 19th century. Japan, whom has closed itself to most of the world for about 250 years during the Tokugawa period, opened its doors to the world with the influence of the United States in 1853 and started to establish communication with many countries of the world. Following this, the encounters with Muslims and Islamic world also started. The first Muslims that arrived in Japan are thought to be merchants who came with the commerce ships. Thus, the journey of Muslims to Japan began with Indian Muslim merchants towards the end of the 19th century. Turko-Tatar Muslims who took shelter in Japan following the Russo-Japanese war in 1905 comes as the second significant Muslim immigrant group in Japan. During and after the Second World War the immigration slows down and the Indian and Turko-Tatar Muslims either returns to their homelands or immigrate other third countries. In the years following the war, although there were some individual visits, no significant migration activity from the Muslim countries is occurred. The third immigration wave coincides with the bubble economy of Japan after the 1970’s. Many who sought better work conditions and salaries from countries such as Indonesia, Pakistan, Bangladesh and Iran found themselves in Japan. The current the number of Muslims in Japan, including short time migrants who came to work or study, residents who had already settled in the country, had families and started to raise second generations, and Japanese Muslims, is around 150,000. %10 of this number is considered as Japanese Muslims and the rest as immigrants. In the contemporary Japanese society, immigrant Muslims have a life away from discrimination, and do not have significant problems on fulfilling their religious needs with increasing number of mosques, masjids, Islamic organisations and halal food services. On the other hand, they still do not feel that they are being accepted as local members of the society. The aim of this study is to describe the Muslim migration history in Japan, and to analyse the current situation of migrants in Japan. In order to do this, the literature and the field study data derived in between 2016 September-2017 December and 2019 February-2010 January will be consulted. In this paper, we tried to explain that although the Muslim migration history to Japan has started more than a century ago, immigrant Muslims are still having hardships on being accepted as permanent part of the Japanese society. This could be of two reason. Firstly, due to unstable migration waves, and immigrants returning to their homelands or migrating to other countries, there was not a stable Muslim population in Japan until 80’s. Although first mosques and education centers were established a long time ago, the number of Muslims in Japan has only started to increase after the migration wave of 70s. Secondly, Japanese has a habit of seeing foreigners as guests, on the grounds that foreigners cannot learn Japanese sufficiently and cannot adapt to Japanese customs, hence can never live like a Japanese. Because of these reasons, immigrant Muslims still have difficulty of feeling a belonging to the country they are residing in. However, the more they live in the country and the more they become proficient in the language, the more their life satisfaction increases, and they start to have meaningful relationships with the locals.