Dergiler / OPUS Toplum Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 9 Sayı: 16
Cumhuriyet Döneminde Laik-Ulusçuluk Düşüncesinin Oluşumunda Şeyh Sait Ve Menemen Ayaklanmaları
- Sayfa
- 1191–1211
- DOI
- —
Özet
I. Dünya Savaşı sonunda çok uluslu imparatorluklar tarih sahnesinden çekilmiş ve ulus-devletler tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır. Ulus-devletlerin kurulduğu 1920’li ve 1930’lu yıllar, başta Avrupa olmak üzere imparatorlukların sona erdiği ve cumhuriyet yönetimlerinin kurulduğu yıllar olmuştur. Bu devletler ulusçu bir anlayışla inşa edilirken, aynı zamanda laik/seküler bir anlayışı benimsemişlerdir. Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti içinde geçerli olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan Anadolu toprakları üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti farklı etnik, dini ve mezhebi grupları bir arada tutma ve ortak bir paydada birleştirerek ulus oluşturma gayreti içerisine girmiştir. Ancak dönemin sosyolojik yapısı bunun gerçekleşmesini engellemiştir. 1923 yılında kurulduğunda toplumdaki farklılıkları kültürel bir zenginlik olarak gören Türkiye Cumhuriyeti’nde, 1925 yılında gerçekleşen “Şeyh Sait Ayaklanması” sonrasında dinci/irticai gruplarla mücadelede laiklik daha da önem kazanırken, diğer etnik kimliklere karşı da Türk kimliği öne çıkarılmıştır. Bu durum 1930 yılında gerçekleşen “Menemen Ayaklanması” sonrasında daha da artmış, laik-ulusçu bir anlayış “Türk Tarih Tezi” ve “Güneş–Dil Teorisi” ile somutlaşmıştır.
Abstract
At the end of World War I, multinational empires were withdrawn from the stage of history and the nation-states began to take part in the history scene. The 1920s and 1930s, when the nation-states were established, were the years when the empires', especially in Europe, ended and the republics were established. While these states were built with a nationalist understanding, they also adopted a secular understanding. The same has been the case in the Republic of Turkey. Founded on Anatolian lands remaining from the Ottoman Empire, Republic of Turkey entered different ethnic, religious and sectarian groups into a cohesive nation-building effort combining in a common denominator. However, the sociological structure of the period prevented this from happening. When Founded in 1923, the republic of Turkey saw as a cultural richness the differences in society. While secularism became more important in the struggle against religious groups following the Sheikh Said Rebellion in 1925, Turkish identity was raised against other ethnic identities. This situation was increased after the Menemen Rebellion in 1930, and the conception of secular nationalism was concretized by “The Turkish History Thesis” and “The Sun Language Theory”.