Dergiler / Rize İlahiyat Dergisi / 2021 / Sayı: 19
Hint Altkıtasında Yer Alan Medreselerin Nebevî Sünnete Hizmetteki Rolü: Dâru’l-Ulûm Diyobend ve Nedvetü’l-Ulemâ Örneği
- Sayı
- 2021 · Sayı: 19
- Sayfa
- 165–178
- DOI
- —
Özet
Bu araştırma, Hint Altkıtasında yer alan yerel medreselerin nebevî sünnete hizmetteki rolünü ele almaktadır. Tarihî kaynaklar üzerinden yapılan araştırmalar sonucunda, araplarla hintlilerin arasında ortaya çıkan ticârî ilişkiler neticesinde İslâm’ın ve Müslümanların bu bölgeye Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatında girdikleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu bölge, erken dönemde sahâbe ve tâbiînin ayak basmasıyla şereflenmiştir. Nitekim onlar Hint Altkıtasının muhtelif yerlerine yerleşmişler, mescitler inşa etmişler ve buralarda yörenin insanlarına yeni dinlerini ve onun temel kaynaklarını öğretmek için ilim halkaları oluşturmuşlardır. Öyle ki Hint Altkıtasında bulunan Karaçi, Kusadâr ve Mansûra gibi bazı şehirler, hicrî dördüncü asrın üçüncü çeyreğinde hadis merkezlerine dönüşmüştür. Hicrî yedinci asırdan sonra İslâmî fetihlerin genişlemesinden ve bölge halklarının şer‘î ilimlere görterdiği ihtimamdan ötürü ders halkalarının yerini yerel medreseler almış ve genel anlamda şer‘î ilimlerin özel olarak da hadis ilminin neşrinde bu medreseler önemli bir rol üstlenmiştir. Ancak bunların içerisinde Rahîmiyye Medresesi, Dâru’l-Ulûm Diyobend, Mezâhiru’l-Ulûm Sehârenfûr ve Nedvetü’l-Ulemâ gibi bazıları bu hususta daha fazla üne kavuşmutur. Bu medreselerde, eğitim-öğretim, telif, şerh, tahkîk ve tahrîç açısından nebevî sünnete hizmetleri bulunan büyük ilim ehli insanlar yetişmiştir. Onlar, nebevî sünnetin anlaşılmasında kendilerinden ihtiyaçsız kalınamayacak düzeyde olan ve arap-acem nicelerinin üstün konumunu, faydasını ve ehemmiyetini kitaplarında ve makalelerinde dile getirdiği ilmî eserler ortaya koymuşlardır. Kısaca bu çalışmada İslâm’ın Hint Altkıtasındaki tarihinden, o bölgedeki medreselerden, nebevî sünnete hizmet noktasında büyük gayretler sarfeden âlimlerinin ve mezunlarının alana katkılarından söz edilmiştir.
Abstract
This study deals with the role of al-Madāris in the Indian subcontinent in serving the Sunnah. It has been proven from research in historical sources that Islam and Muslims entered this region in the Prophet's life due to the trade links between Arabs and Indians in that era. This region was honoured to receive the Companions and Successors, who settled in different cities of the Indian subcontinent. They built mosques and set up learning circles to teach them their new religion and its primary sources until some regions of the Indian subcontinent such as Karachi, Qasdar and Mansoura became centres of hadith in the third quarter of the fourth century AH. After the expansion of the Islamic conquests and the interest of Indians in the Islamic sciences, al-Madāris took the place of learning circles after the seventh century AH. Those al-Madāris played an important role in spreading the Islamic sciences in general and Ulūm al-Hadith in particular. However, some of them gain fame, such as al-Madrasa al-Rahimia, Dār al-Ulūm Deoband, Mazāhiru’l -Ulūm Sahāranfur, and Nadwatu'l-Ulama. The scholars and graduates of these al-Madāris served the Prophet's Sunnah in teaching, compilation, explanation, and editing. They left scientific works which are indispensable in understanding the Sunnah that Arabs and non-Arabs have prised its status, usefulness and importance in their books and articles. In this article, we discussed Islam's history, al-Madāris, their role, and their scholars and graduates contributions to the Sunnah in the Indian subcontinent.