Dergiler / Dünya Dilleri, Edebiyatları ve Çeviri Çalışmaları Dergisi / 2022 / Cilt: 3 - Sayı: 2
“Yemek İçmek Kadar Doğal”: Latife Tekin'in Berci Kristin Çöp Masalları Romanında Çöp Toplayıcılığı ve Bitimsiz İyileşme
- Sayfa
- 152–170
- DOI
- —
Özet
Latife Tekin’in Berci Kristin Çöp Masalları (1984) romanı, sanayileşmiş bir kente göç ederek söz konusu kentin çeperlerinde gecekondu inşa etmeye çalışan bir insan topluluğunu konu edinir. Romanda mekân açıkça “İstanbul” olarak adlandırılmasa da kendisiyle yapılan bir söyleşide Tekin, romanının İstanbul’da geçtiğini dile getirmiştir. Tekin’in betimlediği insanların çöple kurduğu ilişki kentsel yaşam beklentileriyle uyumsuzdur. Bu uyumsuzluk, romanın konu edildiği çalışmalarda kentleşme olgusundan büyülü gerçekçiliğe çeşitli bağlamlarda tartışılmıştır. Bu makale ise Tekin’in zor yaşam koşullarını betimlerken yoksulluğu dillendirmekten kaçınmasını ve çöplükte yaşam kuran insanların bitimsiz bir telafi ve iyileşme hâlinde olmalarını öne çıkararak söz konusu tartışmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Tekin’in çöpü bir kaynak olarak temsil etmek yoluyla steril yaşam tarzlarına karşı çıkışını çözümleyen makale, yazarın bu anlatısal yaklaşımının Türkiye’de kâğıt toplayıcılarının sayıca arttığı bir dönemde daha belirgin bir anlam kazandığını öne sürmektedir. Romanı yakın bir okumaya tabi tutan çalışma, Tekin’in yapıtlarına yönelik eleştirel çözümlemelerle birlikte çöp ve edebiyat üzerine düşünen Mary Douglas, Susan Signe Morrison ve William Viney’nin görüşlerinden de yararlanmaktadır. Bu çerçevede, gecekonducuların doğaya, devlet eliyle gerçekleşen yıkımlara ve çöp yığınlarında yerleşim kurmaya çalışan farklı topluluklara karşı verdiği mücadele ele alınmaktadır. Topluluğun her türlü yıkım ve hastalıktan iyileşerek kurtulmasında İstanbul’un ve yoksulluğun adının anılmamasının oynadığı rolün yanı sıra kent yaşamının sebep olduğu hastalıkların tedavisinde halk tıbbına atfedilen mucizevî gücün işlevi de ortaya konmaktadır.
Abstract
Latife Tekin’s novel, Berji Kristin: Tales from the Garbage Hills (1984), tells the story of a migrant community, struggling to build squatter houses in the peripheries of an industrialized city. Although the name of the city is not explicitly mentioned in the novel, in an interview Tekin refers to Istanbul as the setting of her narrative. The community described by Tekin builds a unique relationship with garbage in this urban space, which has already been discussed in various contexts extending from urbanization to magical realism. This article aims to contibute to these discussions by foregrounding Tekin’s avoidance to name poverty and by exploring her way of narrating the community’s perpetual recovery. Not only does the article analyze how Tekin writes against sterilized life styles by presenting garbage as resource, but it also suggests that this narrative approach turns out to be even more conspicuous and relevant with the recent rise of street waste pickers in Turkey. The article pursues this discussion by drawing on influential scholars of waste and literature, namely Mary Douglas, Susan Signe Morrison, and William Viney, by performing close readings of the novel, and by engaging in the secondary literature on Tekin’s work. Therefore, the article examines the squatters’ fight against all destructive forces including nature, state-run demolitions, and various communities which try to settle on the same garbage hills. Then it illustrates how Istanbul as an unnamed setting, poverty as an unnamed condition, and folk medicine as a miraculous solution to health problems caused by harsh urban conditions contribute to Tekin’s emphasis on the community’s endless recoveries from all kinds of destructions and illnesses.