Dergiler / Vakanüvis - Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 3 - Sayı: 1 #85024
Türk-Moğol Tarihindeki Vezirlik Kurumunun İlhanlı Hanedanlığındaki Uygulamaları Çerçevesinde Yeniden Düşünmek
- Sayfa
- 148–170
- DOI
- —
Özet
Türk-Moğol tarihinde hanlar ve beyler hep mücadele içinde olmuşlar ve hanlar beylere karşı otoritelerini korumaya çalışmışlardır. Türk-Moğol devlet adamları İslam medeniyet dairesi içine girdikten sonra, bu medeniyetin sunduğu merkezi bürokratik siyasi anlayışını, ülkelerini daha iyi yönetebilmek ve hükümdarın güç ve otoritesini arttırmak için büyük bir hevesle kabul etmişlerdir. Nizâmü’l-Mülk’ün Siyasetnâme adlı eserinde en sistematik bir şekilde vücut bulan bu yeni siyasi anlayışa göre hükümdar, başında vezirin bulunduğu bürokratlarla birlikte onların engin devlet yönetme bilgi ve tecrübelerinden yararlanarak ülkelerinin mutlak hâkimi olacaktı. Ancak vezirler, hükümdarlar onlara sözünü geçirebilecek kadar güçlü olduklarında, onların yanında hanedanlığın ve ülkenin çıkarları için çalıştılar. Merkezi otorite zayıfladığında ise kendi şahsi çıkarlarına göre hareket etmişlerdir. Dolayısı ile siyasi ve ekonomik sorunların oluşmasında ve büyümesinde çok etkili olmuşlardır. Buna rağmen tarihsel kaynaklarda ve tarih yazımında genel olarak Türk-Moğol kabileleri ve onların liderleri olan emirler siyasi ve ekonomik çıkar peşinden koştukları için görev ve yetkilerini kötüye kullanan, her fırsatta hükümdara muhalif olan kişiler olarak tasvir edilmişlerdir. Bu çalışmada “Tarihte ehl-i kalem ve ehl-i kılıç zümreleri neden iki zıt kutup gibi gösterilmişlerdir? Bunun sebepleri nelerdir? sorularına İlhanlı İmparatorluğu’nda vezir ve bürokratların İran ve Anadolu’da yapmış oldukları siyasi ve ekonomik faaliyetler çerçevesinde cevap aranmaya çalışılacaktır.
Abstract
Through Turco-Mongol history, rulers and tribal leaders (amirs) were always in a power struggle and these leaders tried to keep their authority against them. Therefore, they eagerly accepted centralized bureaucratic political system in order to rule their country better and empower the ruler’s authority. According to this political system which was formulated in Nizâm al-Mûlk’s book Siyâsatnâmeh rulers would rule with a team of bureaucrats headed by a vizier and benefited from their experience and became the absolute leader of their country. In reality, the viziers served the benefits and well-being of the country if the ruler was powerful enough to exercise his authority. When the central authority was weak they acted according their personal interests. Hence they became effective in the formation of social, political and economic problems. On the other hand, in the historical sources and historiography Turco-Mongol tribes and their leaders were generally portrayed as being in pursuit of political and economic advantages therefore they were corrupt and they dissented the ruler. Why did the men of pen (ehl-i kalem) and the men of sword (ehl-i Kiliç) were presented as two opposite poles? This study is an attempt to find an answer this question in the framework of the political and economic activities of the Ilkhan’s men of pen in Iran and in Anatolia.