Dergiler / Vakanüvis - Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 3 - Sayı: 1 #85024
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Türk Basınında Suriye (1923-1927)
- Sayfa
- 1–37
- DOI
- —
Özet
Dört asır boyunca Osmanlı hâkimiyeti altında bulunan Arap coğrafyasının, I. Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilmesiyle birlikte Türk-Arap birlikteliği de sona ermiş oldu. Ancak bu birlikteliği son dönem Türk-Arap ilişkileri açısından asıl parçalayan husus, Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in Osmanlı yönetimine karşı gerçekleştirdiği isyandır. Şerif Hüseyin’in gerçekleştirdiği isyan Türk ve Arap devletlerinin ulus-devlet süreçlerinde önemli bir argüman olarak işlenmiş, “Büyük Arap İsyanı” ve “Arap İhaneti” olarak tarafların tarihlerinde önemli yer tutmuştur. Mezkur isyanın tüm Araplara mal edilerek, yüzyıllarca süren Osmanlı hakimiyetine son veren isyan olarak ele alınması Türk-Arap ilişkilerinde bir travma oluşturmuştur. Son dönemde yapılan çalışmalarla söz konusu bakış açısı değişmeye başlamıştır. Yeni yapılan çalışmalarla Türk-Arap ilişkilerinin yalnız Şerif Hüseyin’in isyanı üzerinden değil, diğer aktörler üzerinden de okunması gerektiğinin önemi ortaya çıkmıştır. Bu aktörlerden biri de Arap halkıdır. Bu makalede, Osmanlı hâkimiyetinin Arap topraklarında başladığı ilk bölge olan ve yine Arap milliyetçiliğinin ilk nüvelerinin ortaya çıktığı yer olan Suriye ve Suriye halkına dair gelişmelerin Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk basınına nasıl yansıdığını görmek amaçlanmıştır. Hakimiyet-i Milliye, İkdam ve Vakit gazetelerinde 1923-1927 yıllarını kapsayan süreçte yapılan taramalar bize hem Türk kamuoyunun Araplara bakış açısını bir parça sunarken hem de Arapların Türkiye’ye olan bakış açısını Türk basınının gözünden görme imkanını sunmaktadır.
Abstract
With the occupation of the Arab lands, in which were under Ottoman rule for four centuries, in the First World War by the British forces, the prolonged Turkish-Arab co-existence has come to an end. However, the fact that this union breaks down in terms of the recent Turkish-Arab relations is the rebellion that the Amir of Hejaz Sharif Hussein made against the Ottoman government. The rebellion that Sharif Hussein made was an important argument in making the nation-state processes of the Turkish and Arab states and played an important role in the history of these nation-states as "Great Arab Revolt" or "Arab Betrayal". Appropriating the rebellion to all the Arabs, which is stated as a rebellion that ended the centuries-old Ottoman rule, created a trauma in Turkish-Arab relations. However, with the recent studies, the point of this view has begun to change. With the new studies, it is important that the recent Turkish-Arab relations should be read not only through the rebellion of Sharif Hussein but also through behaviors of the other actors. One of these actors is the Arab people. In this article, it is aimed to see that developments of the Syrian people and in the Syria, in which the first region of Ottoman rule in the Arab lands, and where the first nucleus of Arab nationalism emerged, reflected in media in the early years of Turkish Republic. In this context, make screening of Hakimiyet-i Milliye, İkdam and Vakit newspapers, the period covering the years 1923-1927, gives us a piece of Turkish public perspective on the Arabs, also gives the opportunity to see, through the eyes of Turk press, the Arabs perspective on Turkey.