Dergiler / Lectio Socialis / 2020 / Cilt: 4 - Sayı: 2
Muselmann ve Dohodyaga: Nazi ve Sovyet Toplama Kamplarında Yaşayan Ölüler
- Dergi
- Lectio Socialis
- Sayfa
- 125–138
- DOI
- —
Özet
Bu çalışma, Nazi ve Sovyet toplama kamplarının iki simgesel ve eşdeğer figürü olan Muselmann ve dohodyaga’yı ele alır. Nazi kamplarında ölümün kıyısına gelmiş, beslenme yetersizliği ve salgın hastalıklar nedeniyle kuruyan derisi iskeletine yapışmış, insanî görünümüyle beraber bilincini de yitirmiş, çevresine karşı tamamen duyarsızlaşmış ve suskunluğa gömülmüş mahkûmları tanımlayan Muselmann kavramı, Sovyet kamp jargonundaki karşılığını dohodyaga teriminde bulmuştur. Çalışma, bir Auschwitz kurtulanı olan Primo Levi’nin ve bir Gulag kurtulanı olan Varlam Şalamov’un tanıklıkları başta olmak üzere; Yevgeniya Ginzburg, Aleksandr Soljenitsın, Vasili Grossmann ve Nadejda Mandelştam’ın otobiyografik eserlerinde dohodyaga kavramının izini sürmeyi amaçlar. Böylelikle çalışma -kayıt numarasını bedene dağlama, saçları kazıma, çıplak bırakma, açlığa terk etme, fiziksel işkence uygulama ve nihayet yakma gibi- toplama kampı rutininin bir parçası olarak mahkûmların bedenlerine yöneltilen uygulamaların, tanık yazarların belleğinde nasıl yeniden canlandırıldığını karşılaştırmalı yöntemle çözümleyecektir.
Abstract
The present study deals with Muselmann and dohodyaga as two symbolic and equivalent figures of the Nazi and Soviet concentration camps. The equivalent of slang term Muselmann is dokhodyaga in Soviet camp jargon, which describes the prisoners, who were nothing but skin and bones on the edge of death due to nutritional deficiencies and epidemics. A Muselmann-dokhodyaga losts consciousness along with his human appearance, becomes completely insensitive to the environment and subsides into silence. The study aims to trace the concept of dokhodyaga mainly in the testimonies of Auschwitz survivor Primo Levi and Gulag survivor Varlam Shalamov, additionally in autobiographical texts of Eugenia Ginzburg, Aleksandr Solzhenitsyn, Vasily Grossmann and Nadezhda Mandelshtam. The study will analyze how the practices directed to the bodies of prisoners -tattooing the registration number onto the body, scraping the hair, leaving the prisoners naked, leaving them hungry, torturing and finally burning- as a part of the concentration camp routine are revived in the memory of the witnesses.