Dergiler / Cedrus / 2015 / Cilt: 3

Osmanlı Edebiyatında Birinci Ağızdan Anlatılar Çerçevesinde Temeşvarlı Osman Ağa’nın Otobiyografisi

The Autobiography of Temeşvarlı Osman Ağa in the context of First-Person Narratives in Ottoman Literature

Dergi
Cedrus
Sayfa
329–336
DOI
—

Özet

Bu makale, Osman Ağa adlı bir Osmanlı sipa­hisinin yaşam öyküsünü birinci ağızdan anlatılar oto­bi­yografi, günce, anı, sergüzeştname, mektup çerçeve­sinde ele alıp incelemeyi amaçlamaktadır. Viyana Kuşatması bozgunundan dört yıl sonra Temeşvarlı Osman’ın görev için gittiği Lipova Kalesi’nin Avus­turyalılar tarafından işgaliyle düşmesi, böylelikle Te­meşvarlının esaret hayatının başlaması, yıllarca Fischer adlı efendisine hizmet etmesi, fidye parası için arka­daşlarını rehin bırakarak Temeşvar’a gitmesi, parayı bulması fakat dönüş yolunda soyulması, başka bir generalin hizmetine girmesi, kaderin onu Viyana’ya sürüklemesi, orada dil öğrenmesi, şekercilik ve pastacı­lık mesleğinde ilerle­mesi, efendiliği ve dürüstlüğü ile kendini sevdirmesi ve nihayet Karlofça Antlaşması’nın sağlamış olduğu barış havasından yararlanarak Tuna Nehri üzerinden kaç­ması ve on iki yıllık tutsaklık hayatının sona ermesi sözü edilen otobiyografinin temel noktalarıdır. Temeş­varlı’nın bu maceraları kimi buruk kimi neşeli kimi de umutsuz zamanları içer­mekte olup Hristiyanlar’ın eline düşmüş bir Osmanlı subayının şahsi gözlemlerini vermesi, kültür tarihi ile ilgili çok önemli bilgiler aktar­ması ve Rumeli Türklü­ğüne ait kimi folklorik öğelerin satır aralarında okuna­bilmesi bakımından değerlen­dirilmiş­tir.

Abstract

This paper aims to examine the autobiog­raphy of an Ottoman sipahi cavalryman called Osman Ağa in the context of first-person nar­ra­tives autobiography, diary, memoir, sergüzeştna­me-ad­venture book, letter . The essential points of this autobiography are, due to the Austrian invasion the fall of Castel Lipova to which Temeşvarlı Osman went for a mission four years after the Siege of Vienna, the beginning of Temeşvarlı’s captive life in consequence, serving his master called Fischer for years, his going to Temeşvar by putting his friends to ransom, his finding money but being robbed on his way back. His taking service with another commander, fate dragging him to Vienna, his learning the language there, building his carreer as a confectioner and pastrymaker, endearing himself due to his politeness and honesty, and finally his escape across the River Danube through the peaceful environment provided by Treaty of Karlowitz, ending his twelve years of life in captivity. These adventures of Temeşvarlı record sad, hopeless and cheerful times and are examined as they present the personal obser­vations of an Ottoman officer who fell into the hands of Christians, significant information on cultural his­tory and, between the lines, it is also possible to read in this some folkloric elements of Rumelian Turkish­ness.

Anahtar kelimeler: Osmanlı Edebiyatı • Otobiyografi • Temeşvarlı Osman Ağa • Viyana Kuşatması • Tuna Nehri