Dergiler / ATEBE / 2019 / Sayı: 2

Laʽlizâde Abdülbâkî’nin Aşk ve Cezbe Hakkındaki Görüşlerinin Tasavvufî Açıdan Değerlendirilmesi

Dergi
ATEBE
Sayfa
93–109
DOI
—

Özet

Aşk ve cezbe tasavvufta eskiden beri kullanılan ve insanı Allah’a ulaştıran en kısa ve etkili yollardan biri olarak kabul edilir. Aşk, Allah’a karşı duyulan aşırı sevgi, cezbe ise, Allah’ın kulunu kendine doğru çekmesi demektir. Sûfiler ilahi aşkı Allah’a ulaşmak için yeterli görmezler. Allah’a ulaşabilmek için Allah’ın da kulunu kendine doğru çekmesi gerektiğini belirtirler. Onlara göre kul ancak bu şekilde Allah’a ulaşabilir. İnsan ne kadar çalışırsa çalışsın ilahî cezbe olmadan hakikat ve marifete ulaşamaz. XVI. yüzyılın son çeyreğinde ve XVII. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti’nde yaşamış ve Bayramî-Melâmisi olan Laʽlîzâde Abdülbâkî de (ö. 1159/1746) bu düşünceyi paylaşan mutasavvıflardandır. Onun tasavvufî düşüncelerinin temelinde aşk ve cezbenin olduğu söylenebilir. Onun bu konuda Mevlânâ ve İbnü’l-Arabi’den etkilendiği de ifade edilebilir. Biz bu çalışmamızda Laʽlîzâde Abdülbâkî’nin tasavvufî görüşlerinin temelinde aşk ve cezbenin olduğunu ve Mevlânâ ve İbnü’l-Arabi’den etkilendiğini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaya çalışacağız.

Anahtar kelimeler: Tasavvuf, Laʽlîzâde Abdülbâkî, Aşk, Cezbe, Marifet