Dergiler / TRT Akademi / 2018 / Cilt: 3 - Sayı: 6

Post Truth Çağında Yayıncılığın Geleceği

The Future of Media in Post-Truth Age

Sayfa
678–708
DOI
—

Özet

Giriş: Bilgi ve iletişim teknolojilerinin 90’lı yıllar aynı zamanda devletin ekonomiden iletişime birçok alanda geriye çekildiği özel sektörün küresel sermayenin gücünü daha fazla hissettirdiği bir eşiğin en önemli zaman dilimidir. Bilgi sistemlerinin gelişmesinin merkez ülkeler ve çevre ülkeler arasındaki bilgi gediğinin kapanması tasavvur edilirken 2000’li yıllarla birlikte bu konuda büyük hayal kırıklıkları yaşanmaya başlamıştır. Yeni teknolojiler aksi büyük bilgi uçurumlarını yanında getirmeye başlamıştır. Teknolojiyi üreten bilgiyi de üreterek bütün dünyada söz sahibi olan ülkeler olmaya başlamıştır. Sosyal ğlar ise bu bilgiye sahip ülkelerde tasarlanıp bütün dünyada kullanıcı emeği ile devreye girdiğinde büyük bir başka eşik de aşılmıştır. Kullanıcıların yorum yazıp, anlık cevaplar veya tepkiler vermesinden öte kullanıcıların birer içerik üreticisi konuma geldiği üre-tüketici olarak konumlandığı bir dönem böylece başlamıştır. Yeni medya teknolojileri geleneksel araçlardan birçok açıdan ayrışmakta ve kendi kültürünü oluşturmaktadır. Görüntü ses ve yazıyı tek ekranda tek teknolojik sistemde birleştirerek multimedya bir platform sunarken etkileşimli ve hipermetinsel bir özelliği de berberine getirmektedir. Bu özellikler teknolojinin kullanımın kolay kullanılır ve ulaşılır olmasıyla bir araya gelmiş ve web 2.0 alt yapısıyla kullanıcıları internet içerik sağlayıcısı konuma getirmiştir. Castells, (2005: 471) gelişen bu yeni durumu “televizyonun tersine İnternet tüketicileri aynı zamanda onun üreticileri, içerik yaratıyor ve ağı şekillendiriyorlar” şeklinde yorumlamaktadır. The Pew Research Center for the People & the Press (PEW) tarafından gerçekleştirilen bir çalışma (http://pewresearch.org/pubs/1133/dec line-print-newspapers-increased-online-news, 2009) PEW’in 2008 yılında gerçekleştirdiği ‘Haber Medyası Tüketim Araştırması’ ise, 2006 yılından 2008 yılına gelindiğinde yalnızca basılı gazete okuyanların oranının %34’den %25’e düştüğünü tespit etmiştir (http://pewresearch.org/pubs/1133/declineprint-newspapers-increased-online-news,2009). Türkiye’de internet kullanıcılarının %73'ü sosyal medyayı bir haber kaynağı olarak görüyor. Bu oran, 2015'te %67 idi ve Türkiye, raporun kapsadığı 18 ülkeden, sosyal medya platformlarının en yüksek oranda okur tarafından haber kaynağı olarak kabul edildiği ülkeydi. Türkiye’de sosyal medyayı bir haber kaynağı olarak kullandıklarını söyleyen kullanıcıların en çok tercih ettiği platform %64 ile Facebook. 2015'te bu oran %69 olmasına rağmen Facebook ilk sıradaki yerini koruyor. Türkiye’de habere akıllı telefonlar aracılığıyla ulaşanların sayısı 2016'da %68'e ulaşmıştır.(http://www.aljazeera.com.tr/blog/rapor-turkiyede-okurlarin-73u-icin-sosyal-medya-haber-kaynagi) Web 2.0 teknolojisi ile katılımın arttığı haliyle tüketicinin de bir anda arttığı dijital ortamlar kullanıcı türevli içerik üretimi konusunda birçok yeni platforma da peyder pey kullanıma açılmıştır. Van Kullanıcı türevli içerik ile ilgili bir diğer tartışmalı konu ise kontrolsüz bir üretim alanı içerisinde yapılan kimi paylaşımların özel hayatın gizliliğinin ihlalinden nefret söylemine kadar çeşitli etik ihlallere neden olmasıdır. Özellikle İnternet ortamında bilginin/enformasyonun bir an önce paylaşılma arzusu, çoğunlukla duyuma dayalı yanlış bilgilerin hızla yayılması sonucunu doğurmakta ve yeni medya alanındaki bir başka önemli etik ihlal olan “üretilen içeriklerin olgunlaşmadan ve doğruluğunun teyit edilmeden yayılması sorununu” gündeme getirmektedir (Bayraktutan ve Binark, 2013: 70) Bilginin fazlasıyla yayıldığı dijital ortamlar aynı zamanda yalan haberlerin, web 2.0 teknolojsi ile yazı ve görsellerin yeniden kurgulanarak gerçek gibi sunulması gibi içeriklere de kapı açmaktadır. Algoritmalar ise gerçek ve yalana duyarlı olmaktan ziyade okurun tıklama refleksleri ile uyumlu çalışmaktadır. İnternet ortamında yayılan yalan haber sorunu sadece İnternet kullanıcıları ya da küçük gruplar tarafından üretilmenin ötesine geçmektedir. Özellikle son yıllarda geleneksel medya kurumlarının yer yer bu alanda hizmet veren şirketlerin ajansların ve hatta trollerin de yalan haberlerin inşaasında rol oynadığı tahmin edilirken ABD seçimleri ile birlikte yalan haber sarmalının tahminlerin çok daha ötesine geçtiği ifade edilebilir. Yalan haber (fake news) terimi aslına bakılırsa post truth kavramının bir parçası olarak görülmektedir. Tek başına ise yeterince kapsayıcı bir tanım olmaktan uzak görülmektedir. Sahte haber; hiciv, parodi, masa başı üretim, manipülasyon, reklam ve propagandanın iç içe geçmesinin de bir çıktısı olarak görülmektedir. Teknoloji de post truth ekosistemine içeriklerin hızla daha fazla okunarak yayılmasına yardım eden bir vasıta olarak işlev görmektedir. Diğer taraftan bu yalan zincirinin oluşmasının da teknolojik temellerini sağlamaktadır. Post truth sürecinde organik olarak yani refleks olarak kullanıcıların yaydığı yanlış yalan içerikler veya haberler bir yana asıl büyük ve tehditkar durum sistematik olarak profesyonel takımlar tarafından yapılan dezenformasyon kampanyalarıdır. Özellikle Amerika’da Trumpîn başkan seçildiği siyasal iletişim kampanyaları neredeyse sosyal ağlar üzerinden yürütülmüştür. Trump’ın kitleleri birebir hedeflemek için analitik ajanslarına önemli bir bütçe ayırması ve bugün facebook’un bu açıdan yargılanması yeni bir düzenin içinde olduğumuza kanıtlar olmaktadır. Dahası bu haberlerin geleneksel medyanın gündemini ve yayın akışını bile belirleyebilme noktasına gelmesidir. Bu açıdan yeni nesiller için bambaşka bir medya okur yazarlığı kavramının zorunluluğu demokrasilerin geleceği açısından hayati olmaktadır. Medya için ise etik duyarlılık açısında daha fazla sorumluluk ve yüksek bir bilinç gerekli olacaktır.Gereç ve Yöntemler:Litaretür TaramasıSonuç:Teknolojik gelişmeler her çağda iletişimin atmosferini belirlemiş ve toplumsal dinamiklerdeki değişimin de çoğu zaman tetikleyicisi olmuştur. Teknolojik alt yapılar kullanan medya ve iletişim sitemleri de kitlelere ulaşır

Abstract

One of the most important characteristics of democratic governments is that they provide the rights an means to their citizens for information access because the citizens adjust their political orientations based on the information they retrieve. Prior to the mass digitalization of content, access to information was possible only through traditional media platforms like newspapers, TVs, etc. But today it is possible to generate, convey and even regenerate information content with an incredible speed over new generation media platforms. The greatest niche of this new age media platforms is that both correspondents of information -the supplier and the consumer have the ability to process and adjust content. Since any node in this communication platform can be a content provider, transmission of unproven facts, false news and city myths to masses is also becoming faster, and they constitute as an important percentage of the total available content. Smartphone applications like ‘WhatsApp’ and social network platforms boost the speed of this content transmission.Thus in this so called Post-truth media age verification and confirmation of content are of crucial importance, but also handicapped. Because with every enhancement in the underlying technology it is becoming increasingly simple and faster to generate rich content with text, image, audio, and video features. On the other hand more complex and sophisticated verification mechanisms are required, but now they don’t have the luxury to slow down or censor these fast reacting media platforms.In this study first a literature survey of post-truth age is presented together with the enabling technological developments. Then the future of publishing and news reporting with their upcomingchallenges are analyzed. Finally the potential approaches to be adopted on the evolution of publishing are proposed and discussed.

Anahtar kelimeler: Yalan Haber, Yeni Medya, Sosyal Medya, publishing, posttruth