Dergiler / Review of Armenian Studies / 2019 / Sayı: 39
Tarihin Tekrar Yazılması Ve Suçun Başkasının Üzerine Atılması: Katyń Katliamları (1940) Ve Ermeni Sevk Ve İskânı (1915) Arasında Karşılaştırmalı Bir Çalışma
- Sayı
- 2019 · Sayı: 39
- Sayfa
- 37–68
- DOI
- —
Özet
On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda farklı uluslar, kendi ulus inşası süreçlerine başladılar. Bu ulus oluşturma süreci başlangıçta, ulusun kendi tarihsel olaylarını yücelterek birlik oluşturmayı çalışmıştır. Bir başka bir yöntemse, bazı olayları yüceltirken diğer tarihsel olayları ihmal veya inkâr etmek olmuştur. Özellikle o dönem bağımsızlığına kavuşan uluslar, çok sayıda savaş suçunun işlendiği iki dünya savaşı sırasında büyük çatışmalar yaşamışlardır. Bu "lekeli dönemden" kendilerine temiz ve ak bir sayfayla başlangıç yapmak için, özellikle bağımsızlıklarına ulaştıkları dönemlerde yaşadıkları tarihsel olayları yüceltmek veya tam tersi ihmal etmek istemişlerdir. Dolayısıyla bu aşamada ihmal etmek, ardından inkâr etmek ve son olarak da tarihi yeniden yazmak gibi üç yöntem uygulanmıştır. Tarihi tamamen yeniden yazma yönetime başvuran uluslar az sayıda olmuştur. Fakat özellikle iki dünya savaşının ardından yeni kurulan uluslar, bağımsızlıklarını sürdürmek için savaşmak zorunda kaldıkları ve şiddetli bir dönem yaşadıkları için, bu yönteme başvurmuşlardır. Bu dönem, ortaya koydukları "asil ulus" tablosuna uymadığı için, o dönem yaşananları bilinçli olarak farklı bir şekilde anlatmak için büyük uğraş göstermişlerdir. Bu uğraş içerisinde, bağlı oldukları devletten kopup kendi ulus-devletlerini kurabilmek için uyguladıkları savaş ve şiddet doğrultusunda bunu farklı anlatmayı daha uygun gösterip bu savaşın "adaletli bir mücadele" olduğunu göstermeye çalışmışlardır. Böylece suç işleyen taraftan mağdur olmuş veya kahraman taraf olmayı çalışmışlardır. Bunun iki en belirgin örneğiyse, Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanan Ermeniler ile 1939-1945 arasında gerçekleşen İkinci Dünya Savaşı sırasında, Polonya'da katliam uygulayan Sovyet Ruslarıdır. Her iki olayda da vahşet saçan taraf kendi ulusunu mağdur ve kahraman göstermeye çalışmıştır. Bu iki konuyu araştırıp karşılaştırarak, ulus inşası çabası sürecinde tarihi yeniden yazma yöntemi uygulanan uluslar hakkında taslak ve aşamaları belirlemeye çalışan bir ön araştırma için uygun bir başlangıç yapılması amaçlanmaktadır.
Abstract
During the nineteenth and twentieth century, different nations initiated their own nation-building process. In early processes of nation-building, the focus was on glorifying existing events to create unity. There are; however, cases in which the focus shifted from glorifying past events into neglecting or even denying events. This was especially the case for newly established nations who witnessed major conflict during the two world wars in which multiple war crimes were committed. In order to not “taint” their independence with such mishaps, the committed atrocities were subsequently downplayed, neglected, or even (in the most extreme situation) subjected to complete rewriting of history. Few nations have resorted to engaging in complete rewriting of history. Nations that rose from the ashes of the two world wars often had a big part in the violence since they had to fight their way to their independence. Hence, they resorted to complete rewriting of history. Since newly established nations preferred to start of their newly reached independence with the thought of being "a noble people" not capable of vile actions against other nations, they exerted much effort into narrating in an alternative manner what happened during the previous period. Nations justified their struggle for independence by pointing out that they were victims of other nations that were oppressing them. Two clear examples for this were the Armenians during their war effort against the Ottoman Empire during World War One (1914-1918); and the Soviet Russians in Poland during Second World War (1939-1945). In both events, the perpetrators tried (and still try) to shift their role in the events from committing atrocities, to victims and heroes. A comparative look into the two case studies will be a good start for a preliminary research in which an outline and model will be determined for nations who have resorted to rewriting history in the process of nation building.