Dergiler / Endokrinolojide Yönelişler / 2002 / Cilt: 11 - Sayı: 1
Tip I diabet ve hipoglisemi (Adelosan dönemde unutulmaması gereken bir antite: Munchausen sendromu)
- Sayfa
- 38–40
- DOI
- —
Özet
Tip-l diabette yoğun tedavi, geç komplikasyonlarm önlenmesi bakımından giderek önem kazanmakta ise de, bu arada oluşabilecek hipoglisemik ataklar, nörokognitif fonksiyonları ve hipoglisemiye normal fizyolojik yanıtı bozabilmektedir. Yineleyen hipoglisemik ataklarda yoğun insulin tedavisinin yanısıra diğer olasılıkların da ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini vurgulayan bir vakayı sunmayı uygun bulduk. Tip-l diabet tanısıyla 2,5 yıldır kliniğimizde izlenen erkek hasta, bilinç bulanıklığı, ensefalopati tablosunda başvurdu. Hastanın izleminde zaman zaman, ancak uzun sürmeyen hipoglisemi atakları dikkati çekmekte ve bu nedenle insulin doz ayarlamaları, diyet ve egzersiz eğitimleri gözden geçirilmekteydi. Ayrıca tip-l diabette oluşabilecek hipoglisemik olasılıklar ayrıntılı olarak denetlendi. İzlemde glukoz ve HbA1 C ortalamaları insulin doz fazlalığını düşündürmedi. 2,5 yıllık diabet olması, C-peptit düzeylerinin çok düşük bulunması komplet remisyon olasılığını ekarte ettirdi. Otoimmün hipofizitve insülinoma tespit edilemedi. Hipoglisemik dönemde bakılan adrenalin, noradrenalin, kortizol ve büyüme hormon düzeylerinin normal bulunması, konturregulatuvar hormon yanıtının da bozulmadığını gösteriyordu. Insülini kesmemize İcarsın hipoglisemileri süren hastanın, hipoglisemi anında bakılan insulin düzeyinin çok yüksek, C-peptit düzeyinin ise çok düşük olması bize, hastanın bilgimiz dışında insülin kullandığını düşündürdü ve Munchausen Sendromu tanısı konuldu. Bu olguyu sunmakla, tip-l diabette sık yineleyen hipoglisemilerde hekimlerin bilgisi dışında insulin kullanımının da akla getirilmesinin önemini vurgulamak istedik.
Abstract
Although intense treatment in type-1 diabetes is gaining importance for preventing late complications, possible hypoglycemia attacts that can be seen meanwhile may negatively affect neurocognitive functions and normal physological response. We wished to present a case stressing that there is a need to consider a wide variety of possibilities other than commonly-practiced intense insulin treatment in continuing hypoglycemia attacts. A 12-year old male patient with type-1 diabetes who has been treated in our clinic for 2.5 years applied with encephalopathy. During the observation period, the patient displayed at times short-term hypoglycemia attacts and insulin treatment, diet, and exercise education were constantly looked through. In addition, hypoglycemia possibilities that can occur in type-1 diabetes were checked in detail. Glucose and HbA1C means did not lead us to consider overdose insulin use. The fact that the patient was a 2.5 year diabetes and his low level of C-peptid also eliminated the possibility of complete remission. Autoimmune hypophysitis or insulinoma was not found. That the level of adrenalin, nor adrenalin, cortisol and growth hormone were normal indicated that there was no counter-regular hormone response as well. Though we stopped the insuline treatment, the continuing hypoglycemia attacts caused us to consider the possibility that the patient had been using insuline by himself without our knowledge and permission. This possibility was indeed confirmed by the fact that the level of insuline was high, while C-peptid level was extremely low and the patient was diagnosed Munchausen Syndrome. By presenting this case, we aimed to stress the possibility that in type-1 diabetes, continuing hypoglycemia attacts may result from the patient's use of insuline by himself or herself without the doctor's knowledge.