Dergiler / Van Tıp Dergisi / 2022 / Cilt: 29 - Sayı: 1
Yüksek Serum Trigliserit Seviyesi Karotis Stentleme Sonrası DW-MRG ile Saptanan Sessiz İskemik Lezyonların bir Prediktörü Olabilir.
- Dergi
- Van Tıp Dergisi
- Sayfa
- 95–102
- DOI
- —
Özet
Giriş ve Amaç: Karotis arter stentleme (KAS) sonras ı sessiz iskemik lezyonlar (SİL) s ık gelişmektedir ve uzun dönem kötü prognoz ile ilişkilidir. Kan trigliserit (TG) seviyesinin KAS sonrası SİL üzerine etkisi iyi bilinmemektedir. Çalışmamızda, KAS yapılan hastalarda işlem öncesi serum TG seviyesinin işlem sonrası gelişen SİL üzerine etkisini inceledik. Yöntem ve Gereçler: Çalışmaya KAS yapılan 57 olgu alındı, KAS öncesi ve sonras ı difüzyon a ğırlıklı manyetik rezonans görüntüleme (DW-MRG) yapıldı. Çalışmanın primer sonlan ım noktası KAS sonrası yeni gelişen S İL’lerdi. Hastaların i şlem öncesi TG, total kolesterol, HDL ve LDL seviyelerinin primer sonlanım noktası üzerine etkisi araştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 46 (%80,7)’sı erkek olup, medyan yaş 69 (60-73) yıl olarak saptand ı. Olguların 27 (%47,3)’si semptomatikti. İşlem sonras ı hastaların 28 (%49,1)’inde DW-MRG’de ipsilateral yeni S İL saptandı. İpsilateral lezyonu olanlarda NASCET (North American Symptomatic Carotid Endarterectomy Trial) darlık yüzdesi ve semptomatik olma durumu daha yüksek izlenmiş olup aspirin kullananların oranı düşüktü. Çoklu lojistik regresyon analizinde, işlem öncesi TG seviyesi, işlem sonrası yeni gelişen ipsilateral SİL varlığının tek bağımsız prediktörü olarak saptandı. Tartışma ve Sonuç: Çal ışmamız, yüksek TG seviyesinin, KAS sonrası yeni gelişen S İL’ler için ba ğımsız risk faktörü oldu ğunu ortaya koymaktadır. SİL’ler daha sonraki iskemik olaylar için bir risk faktörü oldu ğundan, kan TG seviyesi, basit, ucuz, etkili ve değiştirilebilir bir markir olarak; erken medikal tedavi, erken girişim kararının verilmesi ve hastanın prognozu hakkında bilgi verebilir.
Abstract
Intoduction: Silent ischemic lesions (CIL) frequently occur after carotid artery stenting (CAS) and are associated with poor long-term prognosis. The effect of blood triglyceride (TG) level on CIL after CAS is yet clear. We investigated the effect of serum TG level on post- procedure CIL in pa tients undergoing CAS. Methods: 57 patients who underwent CAS were included in the study, and diffusion-weighted magnetic resonance imaging was conducted before and after CA S. The primary endpoint was new CILs after CAS. The effects of pre-procedural TG, total cholesterol, HDL, and LDL levels on the primary endpoint were investigated. Results: Of the patients 46 (80.7%) were male, median age was 69(60-73) years, and 27 (47.3%) were symptomatic. After the procedure, ipsilateral new CILs were detected in 28 (49.1%) patients. NASCET stenosis %, being symptomatic and using aspirin before the procedure were associated with the presence of new ipsilateral CILs. In multivariate logistic regression analysis, pre-procedural TG level was the only independent predictor of ipsilateral new CILs after the procedure. Conclusion: Our study reveals that high TG level is an independent risk factor for new CILs after CAS. Since CILs increase the risk for future ischemic events, TG as a simple, inexpensive, effective, and modifiable marker, can provide information for intense medical treatment, early intervention, and the prognosis.