Dergiler / Gephyra / 2019 /

Bir kralın Mops (veya Mucks) adındaki oğlu: Kurgu yazıtlar, Pylos ile Karatepe arasındaki antik hikaye anlatıcılığı ve isim kayıtları

A king’s own son, named Mops (or Mucks?): about fantasy inscriptions, antique storytelling and name records between Pylos and Karatepe

Dergi
Gephyra
Sayfa
11–23
DOI
—

Özet

Karatepe’de (Kilikya) hanedanlığın kurucusu olarak Muksas veya MPŠ’den kesin olarak bahseden, uzun Fenike ve Luvi hiyeroglif yazıtlarının keşfinden sonra, bu isim doğrudan efsanevi Yunan kâhini Mopsos ile ilişkilendirildi. Çünkü bazı yazarlar onun Troya’nın düşüşünden sonra Pamphylia’ya ve sonra Kilikya’ya seyahat ettiğini, hatta Kilikya’da hüküm sürdüğünü bildirirler. Bu isimler diğer erkek adlarıyla da bağlantılıydı: Mykenli Mokwsos, Hitit metninde Muksus, (Yunan uyarlamasında) Lidyalı ismi Moksos ve son olarak Frigyalı Muksos. Hatta ünlü arkeolog James Mellaart Büyük Kral’ın Muksus ismindeki oğlunun Ashkelon kentine geldiğini belirttiği ve kısa bir süre önce yayımlanmış olan Bronz Çağı’na ait Luvice bir yazıt kurgulamıştır. Athenaeus’­un “Deipnosophistler” eserinde bahsettiği Lydialı Mopsos da aynı şekilde sunulmuştur.Hikâye anlatıcılığına böylesi bir güven olgusu yerleştirmeden, hem de geç, çok geç ve tam anlamıyla güvenilir olmadan, Kilikyalı MPŠ’nin, çok daha geç bir dönemde Yunan Mopsos ile özdeşleştirilmiş olduğunu varsaymak ve hanedan kurucusunun neden iki benzer, fakat farklı isimlere sahip olduğunu açık bırakmak daha kolay gelmiştir. Bu kurucunun Bronz Çağı’na ait olduğunu gösteren hiçbir şey yoktur. Aksine Adana yakınlarındaki Çineköy’den bir Luvi hiyeroglifindeki bağışçı kral onun “torun”udur ve bu büyük ihtimalle, sadece onun soyundan gelen birisi olarak değil doğrudan doğruya sözcük anlamıyla “torun” olarak anlaşılmalıdır. Mikenli Mokwsos gerçekten Batı Anadolu’da Muksus olarak uyarlanmış olabilir ve bu Lidya’ya aktarılmış, sonra ilkin Friglere ve daha sonra ise Friglerden Luvilere aktarılmış olabilir: bu bir ismin yolculuğu olup uydurma bir kâhinin seyahatleri değildir. Ancak Anadolu’da tespit edilen isimlerin Mikenceden türetildiği fikri ikna edici değildir; isimler basit bir şekilde bunlardan bağımsız olabilirlerdi. MPŠ adının Mopsos’tan türediği fikri sadece Kilikya hanedanlığının Yunan kökenli olmasına değil, aynı zamanda Kilikya’da erken bir Yunan varlığına dair güçlü bir inanca sebep olmuştur. Bununla birlikte bu düşünce için daha fazla dayanak bulunmamaktadır: ne kraliyet isimleri Á-wa/i+ra/i-ku-sa (Euarchos?) ve Wa/i+ra/i-i-ka-sá (Wroikos?) için bir Yunan kökeni, ne Karatepe’deki Baal isimlendirmesi olan KRNTRYŠ (başka yerde belgelenmemiş olan κορυνητήριος? sıfatı) için bir Yunan kökeni, ne de Homeros’un Akhaialılarının Hiyawa ile ilişkilendirilmesi buna dayanak sayılabilir. Kilikya’da Helenistik Dönem öncesine ait hiçbir Yunanca yazıtın olmaması zaten zayıf olasılığı olan bu türden açıklamaların karşısında durmaktadır ve bu da belirleyicidir.

Abstract

After the discovery of the long Phoenician and Hieroglyphic Luwian inscriptions of Karatepe (Ci­licia), which mention a certain Muksas or MPŠ as the founder of a dynasty, this name was immediately linked with a fabled Greek seer named Mopsos, because some authors tell that he traveled, after the fall of Troy, to Pamphylia and also to Cilicia and even ruled there. These names were linked with other male names too: Mycenaean Mokwsos (?), Muksus in a Hittite text, the Lydian name (in Greek adaption) Moxos and, finally, Phrygian Muksos. The famous archaeologist James Mellaart even invented a long Bronze Age Hieroglyphic Luwian inscription, published recently, where a Great King’s son named Muksus came to the city of Ashkelon, as did the Lydian called Mopsos in the ‘Deipnosophists’ of Athenaeus.Without placing such confidence in storytelling, late and very late and not altogether trustworthy, it is easier to suppose that the Cilician MPŠ was identified with the Greek Mopsos only much later and to leave open why the founder of the dynasty had two similar but different names. And not­hing speaks for a Bronze Age date for this founder – on the contrary, in the Hieroglyphic Luwian inscription from Çineköy near Adana the donating king is his grandchild, and this must probably be taken literally, not merely as ‘descendant’. The Mycenaean Mokwsos may indeed have been adapted in West Anatolia as Muksus, and this handed down in Lydia and then first taken over by Phrygians and later by Luwians from Phrygians: travels of a name and not travels of the fabled seer. It is however not cogent that the names attested in Anatolia are derived from Mycenaean; they could be easily independent. The supposed derivation of MPŠ from Mopsos has led to the strong belief, not only in a Greek origin for the Cilician dynasty, but also in an early Greek presence in Cilicia. However, there are no more reliable props for it: neither a Greek origin for the royal names Á-wa/i+ra/i-ku-sa (Eu­archos?) and Wa/i+ra/i-i-ka-sá (Wroikos?), nor one for KRNTRYŠ, an epiclesis of Baal in Karatepe (an otherwise unattested adjective κορυνητήριος?), nor linking Hiyawa with the Achaeans of Homer. Against the mere possibility of such explanations stands the total lack of Greek inscriptions in Cilicia before Hellenistic times, and this is decisive

Anahtar kelimeler: Miken Yunancası, Hititçe, Luvi Hiyeroglifi, Lidce, Frigce, Fenikece, Karatepe, Yunan kâhini Mopsos ve Lydia kralı Moxos, antik hikâye anlatıcılığı