Dergiler / Praksis / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 57

Toplumsal(ın) Yeniden Üretim Krizinde Mekan-Zamansal Sınırlar, Geçişler ve Yanıtlar: Güvencesizleşme, Bekleme ve Genç Emeği

Spatio-Temporal Boundaries, Fluidities and Responses within a Crisis of Social Reproduction: Precarization, Waiting and Youth Labour

Dergi
Praksis
Sayfa
91–115
DOI
—

Özet

Bu çalışma, bir geçiş kategorisi olarak tanımlanan genç nüfusun emek deneyimlerinden yola çıkarak, Türkiye’nin son on yıl içinde geçirmekte olduğu otoriterleşen-muhafazakarlaşan neoliberal yapı içindeki toplumsal(ın) yeniden üretim krizinin mekan-zamansal bir analizini feminist literatüre dayanarak yapmıştır. İstanbul, İzmir ve Ankara’da ikamet etmekte olan üniversite mezunu genç1 ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlara2 dayanan bu makalede temel olarak şu savunulmaktadır: Türkiye’nin son yıllarda dönüşmekte olduğu politik-ekonomik neoliberal otoriterleşme süreci ve muhafazakarlaşmış toplumsal cinsiyet rejimi, özellikle genç nüfus için borçluluk-işsizlik-güvencesiz istihdam koşulları ve devlet güdümlü ailecilik ideolojisiyle şekillenen kalıcı hale gelen bir bekleme hali yaratmaktadır. Bu mekansallık toplumsal yeniden üretim ve üretim alanlarındaki karşılıklı sonsuz bir kriz döngüsüyle şekillenmektedir. Çalışan sınıfların kendilerini üretme kapasitelerinin sınırlandığı borçluluk-işsizlik- güvencesiz iş döngüsünün kalıcılaşma hali olarak ortaya çıkan bekleme hali gündelik hayatın bir karakteristiği haline gelmiştir. Bu mekansallıkta devlet güdümlü toplumsal cinsiyet rolleri yeniden üretilirken genç nüfus güvencesiz istihdam koşulları ve işsizlik arasında bir yerde kalmaktadır. Bekleme hali, diyalektik bir biçimde baskılanma ve gözetim mekânları olarak ortaya çıkarken, bu mekanlar salt baskı alanları olarak görülmeyip alternatif çalışma stratejileriyle görünmez, gündelikten, sessiz direnme alanlarına olanak yaratır. Bekleme hali, sosyal ve ekonomik ilişkilerin kurulduğu üretim ve toplumsal yeniden üretim alanlarının prekaryalaşma sürecine aktif yanıtların üretilme potansiyeli de içinde barındırmaktadır. Beklemek, pasifize edilmiş öznellikler değil, tam tersine üretken olarak dönüştürmeyeçabalanan bir eylemlilik halidir. Güvencesiz genç nüfusun ürettiği çalışma stratejilerinde, çalışmaya iliştirilen anlamlar karmaşıklaşır ve çeşitlenir; yanıtlar, üretim ve toplumsal üretim alanları, üretken emek ve üretken olmayan emek, hane içi ve hane dışı emek gibi verili ikilikleri muğlaklaştırır, bu kavram setlerini yeniden düşünmeye çağırır.

Abstract

Drawing on work experiences of young people described as a transition category, this study examines a spatio-temporal analysis of the everlasting crisis in social reproduction in Turkey’s transformation into neoliberal authoritarianism adopting a conservative politics. Examining the questions raised by feminist analyses of work and labour and extensive fieldwork based on in-depth interviews with young graduates, this study finds out that the combination of Turkey’s ongoing transformation into neoliberal authoritarianism and conservative gender regime produces a particular spatio-temporality characterized by an everlasting waiting experience for young people, where they are stuck in a vicious cycle of indebtedness, unemployment and precarious employment and exposed to state-induced familist and conservative gender regime. Even though this spatio-temporality is seen as the site of suppression and surveillance by the patriarchal-neoliberal state, it also has the potential for producing invisible, mundane, and silent resistance mechanisms as young people navigate precarious life and work conditions.