Dergiler / Kebikeç İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları Dergisi / 2021 / Cilt: 52 - Sayı: 52

1910 Kömür Hamalları Grevi: II. Meşrutiyet Döneminde Emeğin Tarihi ve Sol Siyasetin Dili

1910 Coal heavers’ Strike: History of Labor and Language of the Left during the Second Constitutional Era

Sayfa
435–462
DOI
—

Özet

Bu makale 1910 yılı Kasım’ında İstanbul’da gerçekleşen ve çoğunluğunu Kürt işçilerin oluşturduğu kömür hamallarının grevine odaklanarak, dönemin emek hareketleri ve siyaseti arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Devletin kurumlarının ve sosyalistlerin kullandığı dil ve pratikler, polis raporları, çeşitli sosyalist basın organları ve Meclis-i Mebusan ceridelerine yansıdıkları şekliyle analiz edilerek, kömür hamalları grevinin kısa süre içerisinde ekonomik alandan, işveren-işçi çatışmasından çıktığı ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, devletvatandaş ilişkileri, etnik gruplar arası ilişkiler gibi Meşrutiyet döneminin en önemli konularının tartışıldığı bir iktidar alanına dönüştüğü gösterilecektir. Bu mücadele içinde sosyalistler grevi etnik gruplar üstü bir hareket olarak görüp, kamuoyuna Osmanlıcılık düşüncesi çerçevesinde sunmuşlardır. Makale son olarak siyasi temsiliyetleri sınırlı olan greve katılan göçmen Kürt hamallara dair bilgilerimizin başka grupların bıraktıkları kaynaklar aracılığıyla olmasının tarihyazıcılığı açısından yarattığı sorunlara da dikkat çekmektedir.

Abstract

The article examines the relation between labor movements and politics by focusing on the Kurdish coal heavers’ strike which took place in Istanbul in the November of 1910. It investigates the language and practices of the state institutions and socialists, police reports, socialist press and minutes of the Parliament to analyze the ways in which the strike moved out of its initial context of struggle between laborer and employer. It moved into a power field in which the most important topics of the Second Constitutional Period, like freedom of speech, state-society relations and relations between different ethnic groups, were discussed. In these debates, socialist saw the strike as a supra-ethnic movement and presented it to the public within an Ottomanist framework. Lastly, the article highlights the historiographical questions which emerge due the fact that our knowledge about Kurdish workers of the strike whose political representation is limited, are based on sources produced by members of other ethnic groups.