Dergiler / Jinekoloji Obstetrik Pediatri ve Pediatrik Cerrahi Dergisi / 2012 / Cilt: 4 - Sayı: 2
Mikrositer anemili gebeliklerde ß-talaseminin yeri: Maternal talasemi minor fetal anomali ve komplikasyon sıklığını artırır mı?
- Sayfa
- 61–68
- DOI
- —
Özet
Amaç: Mikrositer anemi saptanan gebe hastalarda ß-talasemi minor sıklığı ve talaseminin fetal anomali insidansına etkisinin araştırılması. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız için Eylül 2009 Mayıs 2011 tarihleri arasında kliniğimize başvuran 689 gebeye ait veriler kullanıldı. Çalışma grubunun ortalama yaşı 27.17±5.41 idi. Olgular hemoglobin, hematokrit, mean corpusculer volum ve hemoglobin A2 değerlerine göre β-talasemi minor, talasemi dışı mikrositer anemi ve anemik olmayan normal kontrol grubu olmak üzere üç gruba ayrılarak sınıflandırıldı. Grup I, 37 talasemili gebe (% 5.4, grup II; talasemi hastalığı olmayan anemili 27 gebe (% 39.3), grup III; 381 normal gebe kadın kontrol grubu (% 55.35) olarak alındı. Bebeklerde prognostik belirteç olarak APGAR kullanıldı. Bu üç grup arasındaki anlamlı farkları belirlemek için uygun istatistik testler yapıldı. Bulgular: Doğum şekli, abortus oranı, doğum haftası, doğum kilosu, fetal anomali ve intrauterin gelişme kısıtlılığı görülme sıklığı açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Düşük APGAR ve intrauterin mort fetus açısından anemi ve talasemi grubu arasında fark izlenmezken her iki grupta bu komplikasyonlara rastlanma oranı kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşüktü. Maternal komplikasyon görülme sıklığı açısından talasemi ve talasemi dışı mikrositik anemi grupları arasında anlamlı fark izlenmezken, her iki grubun komplikasyon oranı normal kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksekti. Sonuç: Çalışmamızda elde ettiğimiz verilere göre; ß-talasemi minorlü hastalar normal bir gebelik süreci geçirir. Spontan vajinal yol ile doğurtulmalarında herhangi kontrendike bir durum saptanmamıştır. Bu hastalarda önemli olan talasemi tanısını koyabilmek ve anemi ile asıl komplikasyona nedeni olan anemi tedavisini yapabilmektir. Çünkü literatür ve verilerimize göre talaseminin kendisi değil sonucu olan anemi bu süreçte ciddi sorunlara yolaçabilir.
Abstract
Objective: The aim of this study is to determine the fetomaternal risks and complications of pregnant population with ß-thalassemia minor and investigation of its the effects on fetal anomaly. Material and Methods: Analytical data of 689 pregnant women attended to our hospital were used. Their informed written consents were obtained. Average age of the patients was 27.17±5.41 years. Patients were categorized into one of the three groups according to Hb and HbA2 values: Group-1 37 thalassemic pregnant patients (5.4 %), Group-2 271 pregnant women only with anemia (39.3 %), Group-3 (control group) 381 normal pregnant women (55.35 %). APGAR values of the babies were used as prognastic markers. Statistical tests were applied to data to determine the correlations between parameters and differences between three groups. Results: Information about the method of delivery, rate of abortus, gestation week at delivery, birth weight, incidence of intrauterine growth retardation and in uteru mort fetus APGAR scores, ceseraen delivery rate, and maternal complications were collected. According to these we could not find any statistically significant difference about delivery method, ratio of abortus, delivery week and development of intrauterine growth retardation among three groups. Any statistically significant diffference was not found as for APGAR score and in uteru mort fetus between thalassemia and anemia groups. But the rates of these complications were lower than the control group. Conclusion: According to our data, patients with ß-thalasemia minor could carry on normal pregnancy period and deliver vaginally. The important part is to diagnose the thalassemia and to treat anemia that can cause serious complications. Because according to our study and other reports from literature; not thalasemia itself cause serious complications, but anemia can lead so many problems.