Dergiler / JAREM / 2021 / Cilt: 11 - Sayı: 2

Tip-1 Diabetes Mellitus Tanılı Çocuk ve Adölesan Olgularda Başvuru 25-hidroksivitamin D Düzeyleri ve Klinik, Laboratuvar, İzlem Verileri ile İlişkisi

Relationship Between the Levels of 25-hydroxyvitamin D at Presentation and the Clinical, Laboratory and Follow-up Data of Children and Adolescents with Type-1 Diabetes Mellitus

Dergi
JAREM
Sayfa
143–148
DOI
—

Özet

Amaç: Çalışmamızda tip-1 diabetes mellituslu çocuk ve adölesan olgularımızın başvuru anındaki 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] düzeyinin klinik, laboratuvar ve takip verileri ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntemler: Çalışmaya, kliniğimizde 2009 ve 2015 yılları arasında tip-1 diabetes mellitus tanısı almış takip verileri mevcut hastalar dahil edildi. Başvuru, özgeçmiş/aile öyküsü ve klinik, laboratuvar ve takip verileri ile ilgili sonuçlar için hasta dosyalarını taradık. Ek olarak, tüm veriler 25(OH)D yeterlilik/ yetersizlik/eksikliği için eşik değerler bağlamında değerlendirildi. Bulgular: Ortalama yaş 8,62±14,19 yıldı. Hastaların %53,9’unda tip-1 diabetes mellitus tanısı diyabetik ketoasidoz ile konmuştur. Tanı anında ortalama 25(OH)D düzeyi 18,90±11,07 ng/mL idi. D vitamini eksikliği olan grupta ketozis/diyabetik ketoasidozun rezolüsyonu ile subkütan insülin tedavisine kadar geçen ortalama süre anlamlı olarak daha uzundu (p=0,020). Orta ve şiddetli diyabetik ketoasidoz tanısı alan hastalarda ortalama 25(OH)D düzeyleri daha düşüktü (p=0,020). Ek olarak, taburcu edilirken ortalama 25(OH)D düzeyi 10-20 ng/mL olan hastalarda insülin dozları anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,039). Takip döneminde D vitamini grupları ile HbA1c ve insülin dozları arasında anlamlı bir ilişki yoktu. Sonuç: Bu araştırma klinik, laboratuvar ve takip verilerinin yanı sıra özellikle 2. ayda (±1) balayı durumunu değerlendiren pilot bir çalışmadır. Çalışmamızda 25(OH)D düzeyinin tanı anında klinik özellikleri etkilediğini, ancak takip sırasında etkilemediğini bulduk.

Abstract

Objective: This study aimed to assess the relationship of 25-hydroxyvitamin D [25(OH)D] levels at presentation with the clinical, laboratory and followup data of children and adolescents with type-1 diabetes mellitus. Methods: Patients who had available follow-up data and were diagnosed to have type-1 diabetes mellitus in our clinic between 2009 and 2015 were included. Patient files were screened for data regarding presentation, history/family history and clinical, laboratory and follow-up data. Data were also assessed in the context of threshold values for sufficiency, insufficiency or deficiency of 25(OH)D. Results: The mean age was 8.62±14.19 years. Type-1 diabetes mellitus was diagnosed as diabetic ketoacidosis in 53.9% of the patients. The mean 25(OH)D level was 18.90±11.07 ng/mL at the time of diagnosis. The mean time to subcutaneous insulin therapy through the resolution of ketosis/ diabetic ketoacidosis in the group with vitamin D deficiency was significantly longer than vitamin D insufficient and sufficient groups (p=0.020). The mean 25(OH)D levels were lower in patients diagnosed with moderate and severe diabetic ketoacidosis (p=0.020). Insulin doses at discharge were significantly lower in patients with a mean 25(OH)D level of 10-20 ng/mL (p=0.039). The relationship of vitamin D groups with HbA1c and insulin doses in the follow-up period was not significant. Conclusion: This pilot study assessed the clinical, laboratory and follow-up data and the honeymoon status on month 2 (±1). We found that 25(OH)D levels affected clinical features at the time of diagnosis but not during follow-up.