Dergiler / Human Rights Review / 2018 / Cilt: 0 - Sayı: 14

Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Uluslararası Mülteci Hukuku Arasındaki İlişki

THE RELATIONSHIP BETWEEN INTERNATIONAL HUMAN RIGHTS LAW AND INTERNATIONAL REFUGEE LAW

Sayfa
115–144
DOI
—

Özet

Uluslararası mülteci hukuku ve uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası hukukun iki ayrı alanı olarak doğmuş olmasına rağmen, bir çok mültecinin insan hakları ihlallerinin mağduru olduğu gerçeği, bu iki alan arasında nedensel bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, mülteci tanımında benimsenen insan hakları temelli yaklaşım, geri göndermeme ilkesinin daha kapsamlı bir şekilde yorumlanması ve tamamlayıcı koruma kavramı bu ilişkiyi daha da derinleştirmektedir. Zamanla, artan ve gelişen yakınlaşma birbirleri ile olan ilişkiyi zenginleştirmiştir. Dahası, 1951 Mülteci Sözleşmesi büyük ölçüde yapısı ve amacı bakımından bir insan hakları antlaşması olarak kabul edilmektedir. Bu gelişmeler ışığında, bu karşılıklı ilişki hem akademisyenler arasında hem de içtihatlar aracılığıyla tartışılmaya devam etmektedir. Bu durum, bu iki uluslararası hukuk alanının ilişkisini ve sınırlarını eleştirel bir şekilde incelemeye duyulan ihtiyacı arttırmaktadır. Bu makalede, bu ilişki, antlaşmalar, içtihat hukuku ve akademik literatür ışığında incelenecektir.

Abstract

Although International RefugeeLaw and International Human RightsLaw were born as two distinct fields ofinternational law, the fact that mostvictims of human rights violationsare refugees has shown a causallink between these two branches.Particularly, the human rights-basedapproach adopted in the refugeedefinition, the broader interpretationof the principle of non-refoulement,and the complementary protectionfurther deepened this relationship. Overthe time, growing convergence anddeveloping interrelation have enrichedeach other. Furthermore, the 1951Refugee Convention is widely acceptedas a human rights treaty in terms of itsstructure and purpose. In the light ofthese developments, this interactiverelationship continued to be discussedboth among scholars and in case law. Thisraises the need for critical examinationof the relationship and boundaries ofthese two fields of international law.In this article, this relationship will beanalysed in the light of treaties, case law,and academic literature.