Dergiler / Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi / 2014 / Cilt: 7 - Sayı: 1

Babasız gebelik mitleri bağlamında türk mitolojisinde gök-yer dikotomisi ve ana tanrıça kültünün izleri

Sky-earth dichotomy and traces of mother goddess cult in Turkish mythology in context of fatherless pregnancy myths

Sayfa
70–92
DOI
—

Özet

İnsanlık tarihinin geçirdiği önemli aşamalardan birinin de tüketici avcı- toplayıcı ekonomiden Neolitik üretime geçiş olduğu bilinmektedir. İlkel topluluktan uygarlığa doğru atılan bu adım, inanç ve düşünce biçimleri üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Paleolitik dönemin sonlarına doğru, muhtemelen erkeğin üreme üzerindeki işlevinin bilinmemesi, kadının doğumu tek başına gerçekleştirmesi ve yaratıcı olarak görülmesi, cinsiyet temelli işbölümünde ilkel bahçe tarımında bitki yetiştiriciliğini kadının üstlenmesi, hem onun toplumsal statüsünü yükseltmiş, hem de üreme, doğum, toprak, bereket ve verimlilikle ilişkilendirilen tanrıça merkezli bir mitik düşüncenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ana tanrıça tapınımı, sabanın keşfi ve tarımın profesyonelleşmesiyle ataerkilliğin baskın hale geldiği köleci toplumsal düzenin ortaya çıktığı zamana kadar varlığını sürdürmüştür. Ana tanrıça kültü, ataerkil toplumsal yapıda birden ortadan kalkmamış, çeşitli inançların, anlatımların ve ritüellerin arka planında uzun süre yaşamaya devam etmiştir. Eski toplumlarda ata tanrılar ile ana tanrıça arasında sevgili veya oğul ilişkisi geliştirilmiş ve böylelikle tanrısal gebelik ve doğum mitleri doğmuştur. Bu bağlamda kurtarıcı kahraman mitlerinde geçmiş dönemlerin tanrı doğumlarının antropomorflaşmış şekilleri görülmektedir. Türk mitolojisinde gök ve yer dikotomisinin ürettiği göğün döllediği yer temalı anlatımlarda; köken mitlerindeki babasız doğum motiflerinde; ağaç, su, toprak gibi unsurlara bağlı antropogonik ve kozmogonik mitlerde; kurt zoomorfizminin baskın olduğu gökten gelen ışıktan gebe kalma motiflerinde ana tanrıçanın izlerine rastlanmaktadır. Bu çalışmada, sosyo- ekonomik yapının inançlar üzerindeki etkisi bağlamında ana tanrıça kültünün Türk mitik düşüncesindeki izleri çeşitli açılardan tartışılmıştır.

Abstract

It is known that one very important step humankind took is the transition from a hunter-gatherer society to a productire neolithic society. This step from a primitive society to a civilizied society left an important impact on beliefs and thoughts. Through the end of the Paleolithic era, probably due to not knowing the function of men in the process of conception, women gave birth on their own and therefore are seen as the creator. Within the gender based division of labor women take charge of growing plants in the primitive garden agriculture, whıch both raised their societal state and made grounds for a mythic thought process based on a goddess which relates to reproduction, birth, soil, abundance and fertility. Worshipping this mother goddess existed until the time of a dominantly patriarchal society based on slavery, which is strengthened by the invention of cultivation and by professional agriculture, arose. The mother goddess cult did not disappear suddenly in the society structured on patriarchy but rather it lived on in the back ground, entrenched in various beliefs, stories and rituals for a long time. In ancient societies, lover-lover or mother-son relationships were established between father gods and mother goddesses and therefore, a holy pregnancy and then a birth occurred. Therefore, anthropomorphized types of earlier gods births are seen in savior/hero myths. Traces of a mother goddess can be seen inthe earth impregnated by skythemed narrations, which are the products of the sky and earth dichotomy. In the fatherless birth motifs in origin myths, it can be seen that in cosmogony and anthropogony myths, which are connected to elements like tree, water, and soil, the impregnation by the light comes from sky motifs in which wolf zoomorphism is dominant within Turkish mythology. In this study, the impressions of a mother goddess cult prevalent in Turkish mythological thoughts are discussed in various ways within the context of the socio-economic structures effects on beliefs.