Dergiler / Geriatri / 1998 / Cilt: 1 - Sayı: 2
Sağlıklı türk yaşlılarında otoantikor prevalansı
- Dergi
- Geriatri
- Sayfa
- 93–96
- DOI
- —
Özet
Yaşlılığa bağlı olarak immün sistemde de değişiklikler olduğu ve bazı otoantikorların prevalansında artış görüldüğü bildirilmiştir. Bu çalışma sağlıklı Türk yaşlılarında bazı otoantikorların prevalansını belirlemek için planlandı. Toplam 21 vaka çalışmaya alındı. Bunların 11'i 60 yaşının üzerindeydi ve yaş ortalaması 67.63±8.32 yıl idi, 10'u ise 30 yaşının altındaydı ve yaş ortalaması 25.1+4.4 yıldı. Anti-nükleer antikorlar (ANA), anti-nötrofil sitoplazmik antikorlar (ANCA), romatoid faktör (RF) ve ekstraktabıl nükleer antijene karşı antikorlar (ENA) serumda çalışıldı. ANA, ANCA, RF ve ENA prevalansları yaşlılarda sırası ile %9.09, %0, %0 ve %9.09 olarak ve gençlerde de yine sırasıyla %10, %0, %10 ve %20 olarak bulundu. Yaşlılarda ve genç kontrol grubunda otoantikor görülme sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Sonuç olarak bizim toplumumuzda otoantikorlar yaşlılıkta nonspesifik olarak artmamaktadır ve Türk halkının sağlık durumu değerlendirilirken bunların pozitif bulunmaları dikkate alınmalıdır. Ancak daha çok sayıda hasta ile yapılacak olan çalışmalar daha güvenilir olacaktır.
Abstract
The prevalence of some autoantibodies has been reported to be elevated in the elderly patients due to immunosenes-cence. A prospective study was planned to determine the prevalence of certain autoantibodies among healthy Turkish elderly. A total of 21 cases were included in the study. Eleven of these were older than 60 years of age with a mean age of 67.63+8.32 years and the age of the remaining 10 cases were below 30 years with a mean of 25.1 ±4.4 years. Anti-nuclear antibodies (ANA), anti-neutrophil cytoplasmic antibodies (ANCA), rheumatoid factor (RF), and antibodies to extractable nuclear antigens (ENA) were measured in the serum. In the elderly the prevalence of ANA, ANCA, RF and ENA autoantibodies were found to be 9.09%, 0%, 0%, and 9.09%, respectively whereas they were determined to be as 10%, 0%, 10%, and 20% in the young controls. There was no statistically significant difference between frequency of autoantibodies in the elderly and the young controls. In conclusion, we suggest that autoantibodies do not nonspesifi-cally elevate in our elderly population, and they should be taken into consideration while assessing the health of the old Turkish people. However, further studies with larger number of cases will be more reliable.