Dergiler / Folklor/Edebiyat / 2016 / Cilt: 22 - Sayı: 85
"Beşik-Eşik-Keşik" ya da Sivas Sözel Kültüründe Ölüm
- Dergi
- Folklor/Edebiyat
- Sayfa
- 23–50
- DOI
- —
Özet
Bütün canlıların kaçınılmaz ve ortak kaderi olan ölüm olgusuyla ilgili değişik disiplinlerde birçok çalışma yapılmıştır. Özellikle din, felsefe, sanat, edebiyat, tıp, biyoloji ve hukuk alanında yoğun çalışmaların yapıldığı ölüm fenomeninin psikolojik gerçekliğini anlama ve açıklamaya yönelik çalışmaların tarihçesinin oldukça yeni olduğu söylenebilir. 20. yüzyılın başlarında Batı dünyasında psikologların ilgisini çekmeye başlayan ölüm fenomeniyle ilgili psikolojik çalışma-ların bu yüzyılın ortalarına doğru bir ivme kazandığı, 1950'li yılların ortalarında yoğunlaşan bu araştırmaların (thanatology researches) artarak devam ettiği gözlemlenmektedir. Gelişmişlik ve kalkınma düzeyi ne olursa olsun her toplumun yazılı kültürünün dışında zaman içinde oluşan ve süregelen bir sözel kültürü bulunmaktadır. Sosyo-kültürel bütünleşmenin sağlanmasında sözlü kültürün önemi kaçınılmazdır. Çünkü "sözel/sözlü kültürde bilginin yeri insan hafızasıdır" gerçe-ği, önemli bir zenginlik olarak karşımızda durmaktadır. Bu bağlamda Anadolu'da geleneksel sö-zel kültürde ölüm teması; ölüm öncesi, ölüm anı ve ölüm sonrasına ilişkin boyutlarıyla, yaygın ve zengin bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Bunun din ve inanç ile doğrudan bir ilgisi bulunmakla birlikte; ölüye saygı, ölüm hadisesine yaklaşım biçimi ve zengin kültürel geçmişin de önemli pay sahibi olduğu gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir. Bu çalışmada, Sivas-merkez ölçeğinde, sözel kültür unsurları ve gelenek içinde ölüm olgusu, bunun toplumsal inanç, sosyal hayat ve davranışlar bağlamındaki yansımaları üzerinde durulacaktır.
Abstract
A manifold of studies in various disciplines have been carried out upon the concept of death, which is the inevitable and mutual fate of all living beings. It can be said that the historical trajec-tory of studies that seek to understand and explain the psychological reality of death is quite new, even though the phenomenon frequently concerned different fields such as religion, philosophy, art, literature, medicine, biology and law. It is observed that psychological studies concerning de-ath started to attract Western psychologists with the beginning of 20th century, and these studies (thanatology researches) gained momentum since then, getting even more intense by mid-1950s Regardless of the level of development and together with the verbal culture, all societies bear a certain oral culture that is inevitably significant for socio-cultural integration, in the sense that "in the oral culture, the ground of knowledge is human memory", offering an undeniable prosperity. The concept of death prevails quite commonly in the traditional oral culture of Anatolia as well, with its temporal aspects such as the before, the after and the moment of death. Having a con-nection with religion and faith, this commonality should also be thought of in relation to further cultural aspects such as respect for the dead, the attitude towards the event of death and the rich cultural history behind. This study will be concerned with unraveling the concept of death within the context of Sivas and through the elements of oral culture and tradition, together with its reso-nation in faith, social life and societal behavior.