Dergiler / Balıkesir Sağlık Bilimleri Dergisi (BSBD) / 2020 / Cilt: 9 - Sayı: 3
Çocuklarda Tırnak Yeme Davranışı: Onikofaji
- Sayfa
- 227–232
- DOI
- —
Özet
Tırnak yeme bir veya daha fazla parmağı ağza sokmak ve tırnağı dişlerle ısırmak olarak tanımlanmakta, tıpta onikofaji olarakadlandırılmaktadır. Onikofaji çocukluk çağında sık görülmekle birlikte insidansı daha erken yaşlara göre 4-6 yaşlarında dahafazladır. Klinik örneklerde onikofajinin, altta yatan duygusal bozuklukları yansıttığı görülmektedir. Tırnak yiyen çocuklarda ensık dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (%74.6), ayrılma anksiyetesi (%20.6), enürezis (%15.6), tik bozukluğu (%12.7) veobsesif kompulsif bozukluk (%11.1) gibi psikiyatrik bozuklukların görüldüğü bildirilmiştir. Genellikle davranış terapisi ile tedaviedilen tırnak yeme davranışı parazitoz, diş kökü hasarı, maloklüzyon ve çene bozuklukları gibi hastalıklara da zemin hazırlayarakçocuk sağlığını birçok alanda olumsuz etkileyebilmektedir. Tedavide aile desteği, tırnakların kısa kesilmesi, bakımlı olması,tırnakların sarılması, bilişsel davranışçı terapi, rekabetçi yanıt, caydırıcıların kullanımı ön plana çıkmaktadır.
Abstract
Nail biting is defined as putting one or more fingers in the mouth and biting the nail with teeth, in medicine it is called onychophagia. Although onicophagia is common in childhood, its incidence is higher in 4-6 years old age. In clinical samples, onychophagia appears to reflect the underlying emotional disorders. Psychiatric disorders such as attention deficit and hyperactivity disorder (74.6%), separation anxiety (20.6%), enuresis (15.6%), tic disorder (12.7%) and obsessive compulsive disorder (11.1%) have been reported. Nail biting behavior, which is usually treated with behavioral therapy, can also affect children's health in many areas by preparing the ground for diseases such as tooth root damage, malocclusion, jaw disorders and parasitotosis. In the treatment, family support, shortcut of nails, well-groomed, wrapped nails, cognitive behavioral therapy, competitive response, use of deterrent come to the fore.