Dergiler / Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi / 2014 / Cilt: 54 - Sayı: 1
Hicaz’a Meşakkatli Yolculuk: Türkistanlı Hacılar, Halife ve İstanbul (XVI-XX Yüzyıl)
- Sayfa
- 405–420
- DOI
- —
Özet
16. yüzyılda kutsal toprakların Osmanlı Devleti 'nin eline geçmesi İslam dünyası için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bu yeni durum Osmanlı Devleti ile Müslüman tebaaya sahip tüm devletlerin ilişkilerine yeni bir boyut getirdi. Politik sorunlar nedeniyle İran üzerinden hacca gidemeyen Orta Asyalı Hacılar da neredeyse kuzey--güney yönünde tüm Osmanlı ülkesini kat ederek bu ritüeli gerçekleştirdiler. Önce Osmanlı'nın kuzey Karadeniz Limalarına gelen Türkistanlı Hac yolcularının büyük çoğunluğu İstanbul 'da bir süre konuk oldular. Kimi devlet hizmetinde kimi özel izinlerle kimi de bireysel olarak hac yoluna çıkan hacı adayları yüzyıllarca büyük ölçüde güven içerisinde hem Halifenin ülkesini tanıdılar hem de en büyük İslami ideallerden birini gerçekleştirdiler. Hazar Denizi ve İran gibi coğrafi ve politik engellerle birbirinden ayrılan Türkistan Hanları ve Osmanlı İmparatorluğu da hac sayesinde siyasal açıdan birbirine yaklaştı. Bu makalede bir dini ritüelin, tarihi bağları olan iki medeniyeti kültürel ve politik olarak birbirine nasıl bağladığı ve etkileşim yarattığı incelenmektedir.
Abstract
This article aims to analyse how the unique religious ritual such as the Muslim pilgrimage the hajj can draw together, politically and culturally, two civilizations with historical ties and commonalities as well as create a mutual interaction between them. In the 16m century, the Ottoman conquest of the Islamic Holy Lands was the beginning of new era for the Islamic world. This new situation brought about novel dimension for the Ottomans and all the Muslim states. The paths ofall Muslims who wished to fulfil the sacred duty, the hajj pilgrimage, intersected within the Ottoman domains. Central Asian pilgrims who could not undertake the pilgrimage via Iran due to political problems had to cover almost all of the Ottoman domains from north to south to undertake this ritual. As result, they became the carriers of culture from Central Asia to Anatolia andfrom Anatolia to Central Asia.