Dergiler / Dehukam Deniz Hukuku Dergisi / 2019 / Cilt: 2 - Sayı: 2
SHIPRIDER ANTLAŞMALARI VE ULUSLARARASI DENİZ SUÇLARINDA YARGI YETKİSİ (UYUŞTURUCUYLA VE KAÇAKÇILIKLA MÜCADELEDEN YASA DIŞI BALIKÇILIK, DENİZ HAYDUTLUĞU VE GEMİLERE KARŞI SİLAHLI SOYGUNLA MÜCADELEYE GEÇİŞ)
- Sayfa
- 345–414
- DOI
- —
Özet
Shiprider Paktı ya da Shiprider Mutabakat Zaptı (Shiprider MZ) olarak da bilinen bir Shiprider Antlaşması (SA), uyuşturucu kaçakçılığı, yasadığı (narkotik) kaçakçılık ve yasa dışı, usulsüz ve kaçak balıkçılıkla (YUKB) ilgili tutuklamalar ve kovuşturmalarda yargı yetkisi ihtilaflarını önlemek için son zamanlara kadar taraf devletlerce uygulanan bir deniz hukuku mekanizmasıdır. SA’lar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve özellikle Atlas Okyanusu’nda Karayipler’deki ve Büyük Okyanus’taki ada devletleri arasında ortaya çıkmış ve yaygınlaşmıştır2 . Bu düzenlemenin amacı saldırı, bayrak devleti ve saldırganı deniz uzamında bir yargı yetkisine bağlamaktır. Bu düzenlemenin çıktısı, antik monarşilerde ölüm pençesinde olan bir hayvana son darbeyi kralın indirmesine benzemektedir. Kökenine bakıldığında, uyuşturucuyla mücadele devriyeleri için daha uygundur ama daha sonra Batı Afrika’yı da içine alacak şekilde birçok bölgedeki yasa dışı ticaret ve YUKB eylemleri için uygundur. Ancak, söz konusu sistemi Doğu Afrika’daki (Somali Havzası ve Kuzeybatı Hint Denizi) (‘Somali Haydutluğu’) deniz haydutluğuyla mücadele etmek için uyarlama girişimleri başarılı olmamıştır. Bunun yerine başka uluslararası mekanizmalar kullanılmıştır. Ancak SA’ların üzerinde uzlaşılmış bir tanımı yoktur. Bu makale SA’ları tanımlamaya; tarihini, işlevlerini ve eksikliklerini ele almaya ve özellikle de Somali Haydutluğundan elde edilen deneyimler ışığında uygulanabilir alternatifler sunmaya çalışmaktadır. Makalede kaçakçılık, haydutluk ve gemilere karşı silahlı soygun olmak üzere üç suç ve YUKB ele alınmaktadır. Makale shiprider deneyiminin ABD’nin etki alanları dışında işlemediğini ileri sürmektedir. Ayrıca, bunun nedeninin söz konusu kavramın dünyanın diğer bölgelerine yabancı olup olmadığını ve bunun yerine başka mekanizmaların hayata geçirilip geçirilemeyeceğini de sorgulamaktadır. Makale göz önünde bulundurulması gereken siyasi, ekonomik, diplomatik ve diğer çok yönlü sorunların olduğu ve Kuzey Amerika, Karayipler ve Pasifik bölgesinde uyuşturucu kaçakçılığını engellemek için oluşturulan sistemin farklı bölgelerde (Doğu Afrika ve Kuzey Batı Hint Denizi Bölgesi) diğer deniz suçlarıyla (deniz haydutluğu) mücadeleye kolaylıkla uyarlanamayacağı sonucuna varmaktadır.
Abstract
A Shiprider Agreement (SA) also known as Shiprider Pact and ShipriderMemorandum of Understanding (Shiprider MOU) is a maritime legalmechanism whereby, until recently, states parties undertake to avoidconflict of jurisdiction over arrests and prosecutions of suspected drugtrafficking, illicit (narcotics) traffickers and illegal, unlawful and unreported fishing (IUUF). SAs originated and is prevalent between the United States (US) and especially island countries of the Caribbean in theAtlantic and the Pacific Island countries1. The intention of the scheme isto link the offence, the flag state and the offender to a jurisdiction in themaritime space. The end product is like an ancient monarchical practiceof the king performing a Coup de-gra on an animal fatally wounded byhis courtiers. In its origin, it was more suited to anti-narcotics patrols andlater other illicit trades and IUUF in most regions including West Africa.However, attempts to transpose the system to deal with piracy in EastAfrica (the Somali Basin and the North West Indian Ocean) (‘SomaliPiracy’) was not as successful. Other alternative international mechanisms were employed instead. However, there is no agreed definition ofSAs. This article attempts to define SAs; deals with its history, functionsand shortcoming; and provides viable alternatives especially with regardto the experiences of Somali piracy. The Article uses the three crimes ofillicit traffic, piracy and armed robbery against ships and IUUF. Thearticle argues that the experiment did not seem to work outside US spheres of influence. It also questions whether this is probably because theconcept was alien to that part of the world. Instead other mechanismshad to be adopted. The article concludes that: there are political, economic’ diplomatic and other interfaced factors to consider; the system developed and practised in North America, the Caribbean and the Pacific region to deter drug trafficking could not be easily transitioned to combatother maritime crimes (maritime piracy); and for that matter in a differentregion (East Africa and the North-West Indian Ocean Region) of the globe.