Dergiler / Damar Cerrahi Dergisi / 2000 / Cilt: 9 - Sayı: 2

Böbrek arter tıkanıklarına uygulanan cerrahi tedavi ve uzun dönem sonuçları

Surgical treatment of occluded renal artery and the long term results

Sayfa
15–22
DOI
—

Özet

Amaç: Kronik renal arter tıkanıklığının neden olduğu renovasküler hipertansiyonu veya böbrek yetmezliği olan hastalarda revaskülarizasyon veya nefrektomi günümüzde uygulanan tedavi şeklidir. Bu iki yöntemle tedavi edilen kronik olarak tıkalı renal arter hastalarının erken ve geç sonuçları çalışmamızda irdelendi. Metod: 1991 ile 1993 yılları arasında renal arterleri tıkalı 30 hasta uygulanan tedaviye göre gruplandırıldı. Birinci gruptaki hastalara nefrektomi yapılırken, diğer gruba revaskülarizasyon uygulandı. Sonuçlar: Ortalama yaşları 63 yıl olan hastaların %53'ü kadın, %47'si erkekti. 19 hastada hipertansiyon, 3 veya daha fazla ilaç ile kontrol altına alınmaya çalışılıyordu. 24 hastanın serum kreatinin değeri 1.8 mg/dl üzerindeydi (ortalama: 2.6±14 mg/dL). Grup I'de 16, grup II'de ise 14 hastanın tahmini glomerüler filtrasyon oranı ameliyattan 7 gün sonra; grup I'deki 15 hastada, grup II'de ise 13 hastada iyileşti veya değişmedi. Bu hastalardan bir tanesi diyalize bağımlı kaldı. 30 hastanın 25 tanesi (%83) ortalama 45 ay süreyle takip edildi (9 ile 108 ay arası). Per-operatif ölüm olmadı. Grup I'deki bir erken başarısızlık çıkartıldığında, 13 hastanın 10'nunda, grup II'de ise 11 hastanın 7'sinde terminal dönem böbrek yetmezliği gelişmesi engellenmiş oldu. Hipertansiyon ise 21 hastanın 16'sında tedavi edildi. Sonuç: Kronik renal arter tıkanıklıklarında revaskülarizasyon böbreği kurtaran bir yöntem olarak tercih edilmelidir. Bunun yanında iyi seçilmiş gruplarda kontralateral böbrek revaskülarizasyonu uygulanırken gerçekleştirilen nefrektomi böbrek fonksiyonlarını korurken, kan basıncının düzenlemesini kolaylaştırmaktadır.

Abstract

Purpose: Nephrectomy or revascularization are currently the preferred options in the management of the chronically occluded renal artery in patients with renovascular hypertension or renal insufficency. Our experience with these two options for chronic renal artery occlusion, including early and late functional outcome, was reviewed. Methods: Between 1991 and 1998, chronic occlusion of the main renal artery was documented in 30 patients. Patients were categorized with respect to surgical intervention: Group I - nephrectomy; Group II- revascularization of the occluded renal artery. Results: The median age at the time of operative intervention was 63 years, with 53% females and 47% males. Hypertension was poorly controlled (≥3 medications) in 19 patients, and preoperative serum creatinine was greater than 1.8 mg/dl in 24 patients (mean: 2.6±14 mg/dl). There were total of 16 patients in Group I and 14 patients in Group II. Estimated glomerular filtration rate (>7 days after operation) was either unchanged or improved in 15 of 16 patients in Group I and in 13 of 14 Group II patients, one of whom became dialysis dependent. Follow-up was available on 25 of 30(83%) of patients (mean: 45 months; range: 9-108 months). There were no perioperative deaths. Excluding one early failure, 10 of 13 patients in Group I and 7 of 11 patients in Group II had not developed endstage renal disease at last follow-up. Overall, hypertension was cured or improved in 16 of 21 patients. Conclusions: Revascularization, as the preferred method of treatment of the occluded renal artery, offers the prospect of renal salvage. Nonetheless in the majority of properly selected patients, adequate renal function may be sustained and satisfactory blood pressure control achieved after nephrectomy with contralateral revascularization.