Dergiler / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi / 2001 / Cilt: 44 - Sayı: 3
Erken cinsel gelişim yakınmasıyla getirilen hastalarımızın retrospektif olarak değerlendirilmesi
- Sayfa
- 220–225
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmada, Ocak 1984 ve Şubat 1999 tarihleri arasında erken cinsel gelişim yakınması ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı'na başvuran 110'u (%87) kız, 16'sı (%13) erkek, ortalama yaşları 49.2$pm$ 32.3 ay olan, toplam 126 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların sistemik muayeneleri, Tanner sınıflanddırılmasına göre pubertal evrelendirmeleri yapıldıktan sonra takvim, boy ve kemik yaşları belirlendi ve boy yaşı standart sapma skorları hesaplandı. Tanı amacıyla endokrin testler, adrenal, pelvik ve serebral görüntüleme yöntemleri uygulandı. Etiyolojik incelemeleri tamamlanmadığı ve düzenli olarak izleme gelmedikleri için 51 hasta çalışmaya alınmadı. Geriye kalan 60 (%80) kız hastanın 22'sinde (%37) gonadotropine bağımlı altısına gonoadotropine bağımlı olmayan erken puberte, 24'üne (%44) prematür telarş, yedisine (%11) prematür adrenarş ve birine (%2) prematür menarş; 15 erkek hastanın beşine (%33) gonadotropine bağımlı, üçüne (%20) gonadotropine bağımlı olmayan ve yedisine (%47) kombine erken puberte tanıları konuldu. Organik lezyon gonadotropine bağımlı pubertesi olan kız hastalarda %18, erkek hastalarda %40 oranında saptandı. Literatür incelendiğinde ganodotropine bağımlı erken pubertenin kız hastalarda %80 oranında idiopatik olduğu, erkek hastalarda ise organik nedenlerin %80-90 oranında saptanabildiği görüldü. Hastalarımızda tespit edilen organik lezyon oranı literatürle benzemekle beraber, özellikle son yıllarda manyetik rezonans görüntüleme yönteminin daha güncel kullanımı ile oranın artacağı düşünüldü. Ayrıca çalışmamızda kız hastalarda prematür telarşı en sık erken puberte grubu olarak bulurken, erkek hastalarda prematür adrenarşın görülmeyişi ilginç bulundu.
Abstract
In this study, the data of one hundred and twenty-six patients (110 / 87% girls, 16/ 13% boys) who were admitted to the University of Çukurova Faculty of Medicine, Departments of Pediatric Endocrinology and Metabolism between January 1984 and February 1999 with complaints of precocious puberty were investigated retrospectively. The mean age of the patients was 49.2 ± 32.3 months. After physical examination and determination of pubertal stage using Tanner classification, calender, height and bone ages were established, and height standard deviation score was calculated. Endocrine tests, and adrenal, pelvic and cerebral imaging methods were used in diagnosis. Fifty-one patients were excluded from the study because of incomplete etiological investigation. From the remaining 60 (80%) female patients, 22 (37%) had gonadotropin-dependent and six (10%) gonadotropin-independent precocious puberty, 24 (44%) premature thelarche, seven (11%) premature adrenarche and one (2%) premature menarche. From the remaining 15 (20%) male patients, five (33%) had gonadotropin-dependent, three (20%) gonadotropin-independent and seven (47%) combined precocious puberty. The ratio of organic lesions was 18 percent in girls and 40 percent in boys with gonadotropin-dependent precocious puberty. In literature, gonadotropin-dependent precocious puberty was 80 percent idiopathic in girls in contrast with boys who had a central nervous system pathology with a ratio of 80-90 percent. Although the etiological distribution of our patients was similiar to results in the literature, we believe that with frequent usage of magnetic resonance imaging of the central nervous system, this ratio will increase. In this study, premature thelarche was the most frequent symptom of precocious puberty in girls. It is interesting that premature adrenarche case was not found in boys.